Ana içeriğe atla

Kitap Günü #15 Okuduğum İlk Bölümlü Kitap

Merhaba;

Resmen yarısına geldik kitap oyunumuzun:) Bugünkü sorum ilk okuduğum bölümlerden oluşan kitap. Hatırladığım ilk kitap (esasında tam bir romandan bahsediyor sanırım) Charles Dickens'ın David Copperfield kitabı. 

4. sınıfta olduğumu ve hatta Eskişehir'den trenle İzmir'e gittiğimizi hatırlıyorum. Trende de okumuştum çünkü. Eskişehir-İzmir tren seferi çekilmezdir bilir misiniz bilmem. Tren önce Balıkesir'e gider, sonra İzmir'e. Toplamda 12 saat falan sürer. Tamam tren severim ama otobüsle 6 saat sürerken bu yol neden annemler ben çocukken hep treni tercih ettiler hiç anlamam. Yol o kadar uzun olunca ben de kendimi David Copperfield'in acılarına vurmuşum demek ki. Kendimi hayli yetişkin hissettiğimi hatırlıyorum.David Copperfield'i daha sonra İngilizce dersim için de okumuştum. Charles Dickens romanlarında hep bir acı, dram varmış gibi gelir bana her zaman. Oysa ki en dramı Oliver Twist ve David Copperfield sanki. Büyük Umutlar, Noel Şarkısı, Antikacı Dükkanı hiç böyle değildi diye hatırlıyorum.

Yorumlar

  1. Oliwer Twist'te mahvolmuştum. David Copperfield biraz daha iyiydi:) Sonunda en azından mutlu sonla bitiyor. Ben asıl Edward Drood'un gizemini merak ediyorum.

    YanıtlaSil
  2. gördüm yazmışsın. beyazlı kadından sonra şart oldu heralde:) ben beyazlı kadını biraz öteledim, belki yazın tatile giderken falan alırım yanıma. heyacanlı bir gotik hikaye tam kumsal kitabı olabilir. ondan sonra ben de merak edebilirm edward Drood'u:)

    YanıtlaSil
  3. Beyazlı kadın çok hızlı gidiyor. Ben çok zevk almıştım. Tatil için güzel seçim diyebilirim. Ben gece yatmadan önce okuyordum:) Edward Drood listeme aldım. Bakalım Charles Dicken nasıl yazmış. Bilinen tek gotik romanı, o da yarım kalmış zaten. Kıskançlık insana neler yaptırıyor:))

    YanıtlaSil
  4. ben de bu aralar aytarken seyahat kitapları okuyorum. şu an elimde nasuh mahrukinin yeryüzü güncesi var. tatlı rüyalara dalıyorum hepsi seyahat dolu:=)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim.
Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım.

Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına resim dersleri v…

İçinden Deniz Geçen Şarkılar

Bülent Ortaçgil'e büyük bir aşk besleyen bir insan değilim. Ama yeni albümünün çok başarılı olduğunu okuyunca birkaç yerden ben de aldım. CD'yi alalı neredeyse iki ay oldu. Birkaç dinleme denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Yeterlik sonra belki sakin sakin iyi gelir dedim ama kafam o kadar doluymuş ki hiç anlamamışım. Sonra da kaldırıp bir kenara koydum. Geçenlerde iphonedaki müzikleri değiştirirken bunu da eklemek istedim. Nasıl yaptıysam iki kere Bulutsuzluk Özlemi eklemişim ama Bülent Ortaçgil'i eklemeyi becerememişim. En sonunda tekrar update ettim önceki gece şarkıları. Dün de flüt dersine giderken dinledim bütün albümü. Derse saat 5 gibi gittim. Yürüyerek gideyim bari dedim. Hava ılıktı. Akşam üstünün romantizmi vardı, kulaklarımda da muhteşem melodiler. Bütün parçalarda bir deniz özlemi, balıkçılar, adalar, su altı, balıklar....Yani her parçanın içinden deniz geçiyor. Tadımlık olarak dinleyin ve hemen bu CD'yi edinin bence.
Biterken karanfilli çay içiyorum. Mis gi…

Kumaş-Gelinlik-Gelinlikçi

Şimdi efendim biliyorsunuzdur belki, ben yakında evleneceğim. O yüzden de pek tabi ki bir gelinliğe ihtiyacım var. Taa Ocak ayıydı, annem İstanbul'a gelmişti. Ben de fırsat bu fırsat deyip Pronovias, Vakko, Beyaz Butik ve Weddies'den randevular almış, çeşitli gelinlikleri giyip çıkarmıştım. Hiçbir şey tam olarak içime sinmemişti. Gelinlikle ilgili genel sorunum kuyruklar, uzun duvaklar, danteller ve işlemeler. Yani esasında genele baktığımızda bu elbiseyle biraz sorunum olduğu aşikar. Neyse sonuç olarak birşeyler bulunmalı illaki. Sonra bir gün aradığım gelinliği buldum. Bulunca da bu çılgın arayış sona ermiş oldu. Ama sadece teoride. Çünkü gelinlik özel tasarımdı. Gidip bir yerden alamıyordum. Bunu da bir şekilde aştık, Uğur'un annesi ve teyzesi dikeceklerini söylediler. Geriye sadece tülü bulmak kaldı. Gelinliğin kumaşı değişik bir organzeden. Bu tür kumaşlar Eminönü ve Nişantaşı'nda satılıyormuş, öncelikle Eminönü'ne gittik. Ve sonuç olarak anladık ki bu kumaş …