Ana içeriğe atla

İki Kedi İle Yaşam

Merhaba;

Bu yazıyı bir süredir yazmak istiyorum esasında ama kedilerin ruh halleri de öyle karmaşık ki ne yazacağımı bilemiyordum. Sonunda düşündüm, zaten ancak bu kadarını yazabilirim dedim. 


Sadece bir dakika falan süren aile saadeti

Daha önce yazmıştım, Luna bizimle 2012'den beri aynı evi paylaşıyor. Güzel kızımız esasında artık kocaman yetişkin bir kedi. 5 yaşında. Kendisi cins bir kedi. Cins derken sadece bir chincilla olmasından bahsetmiyorum, huyu da cins. Çok insan sevmiyor. Gelip kucağınıza oturmaz, insanla sosyalleşmez. Tabağında yemeği yoksa bile talepkar değildir, ben yemek koyana kadar bekler. Ancak detaylara girmeyi çok istemesem de sinirlendiğinde de yatağımızın tam ortasına işemek gibi bir huyu vardır. O yüzden Luna'nın üstüne gitmeyiz, sıkıştırmayız. Kumun temizliğine ekstra dikkat ederiz.  Luna'nın hayatında bizi üzen bir şey yalnız olmasıydı. Hadi bizimle çok sosyalleşmiyor ama ya yanına bir kedi daha gelirse neler olurdu acaba? Hayallerimiz birbirinin kucağında yatan kedilerdi. 

Önce bir arkadaşımızın sokaka bulduğu Lokum kediciğini aldık eve. Ufacık tefecik birşeydi. Sanırım annesinden ayrılmaması gereken bir dönemdeydi daha ama sokak kedicikleri çok şanssız oluyor. Lokum'u eve getirdik, Luna ile ayrı odalara koyduk. Öylesine korkaktı ki Lokum, mama vermek için yanına girince bile bulamıyorduk. Ama sonra gelip kucağımıza oturuyor, hatta ensemize tırmanıyordu. Lokum'u önce veterinere götürdük. Yapılan testlerde bir sorunu yoktu. Ama nefes almasında bence bir sorun vardı. Veteriner her ihtimale karşı 15 gün ayrı tutun Luna'dan dedi. Bu süreçte zavallı hayvanı küçücük odaya kapatıp gitmek hoşumuza gitmediği için Uğur'un ailesine bıraktık. Sonrasında hayvancık hastalandı.Gene apar topar veteriner. Ve sonuç olarak hem gençlik hastalığı hem de FIP virüsü taşıdığı anlaşıldı. Gençlik hastalığını atlattı ama FIP atlatılamayan ve diğer kedilere de bulaşan bir hastalık. Bu yüzden Lokum'u evde tutamadık. Arkadaşımız ona başka bir yuva buldu. Eğer strese girmezse uzun bir ömrü olabilir, ama başka kedilerle bir arada yaşayamaz. 

Bu dönemden sonra hala bir kedi arayışındaydık ki başka bir arkadaşımız kedisinin yavruladığını söyledi. Olurdu olmazdı derken Haziran ayı gibi gittik kediyi almaya. Bir nevi deli cesareti. Kedilerden biri beyazdı ve sadece kulakları griydi. Fotoğrafları o kadar sevimliydi ki oo kesin bunu alırız diyordum.  Üstelik kedileri dişi sanıyoruz. Burada şöyle bir parantez açayım. İnternette bu konuda pek çok fikir var. Kimileri en kötü kombinasyonun iki dişi kedi olduğunu söylüyor. Dişi kavgası her yerde tabii. Ama ben gene de açıkçası erkek kedi istemiyordum. Erkek kedilerin kızgınlığa girip etrafa koku bıraktığını biliyorsunuzdur. Her neyse arkadaşımıza gittik. Bir öğrendik kedilerin ikisi de erkek. Şaşırdık, ne diyeceğimizi bilemedik. Öte taraftan son derece komik bir şey oldu. Beyaz kedi bize hiç yüz vermedi ama eve bizimle gelen standart tekir kucağımıza çıktı. Eh bu da bizim en çok aradığımız şeydi. Sonuç olarak Zeytin bizimle eve geldi. 


Bu arada Zeytin bizimle geldiğinde 2.5 aylık falandı. Yani Lokum gibi küçücük bir kedi değildi. Zeytin'i de önce çalışma odasına koyduk, veterinere götürdük. sağlığı ile   ilgili bir problem olmadığını anlayınca Luna ile karşılaştırmaya karar verdik. Zaten Zeytin küçük odada kalmaya pek gönüllü değildi, bağırıp duruyordu ve bizim de içimiz acıyordu bu durumda. Tabi ki internette yazan bütün tanıştırma numaralarını denedik.  Çorapla birbirlerinin kokusuna alıştırdık, her gün azar azar karşılaştırdık. Ama sonuç olarak geldiğimiz nokta o efsane Youtube videoları gibi olmadı. Şu anda daha çok birbirlerine tahammül ediyorlar diyebilirim. 



Merhaba, ben Zeytin. Çok yaramazlık yapmayı seviyorum. Tanışalım mı?

Burda bizim de çeşitli hatalarımız oldu. Birincisi Luna'yı iyi okuyamamak oldu ne yazık ki. Hayvancağız yalnızım diye dertlenmiyormuş ki. O asosyallliği seviyormuş. İkincisi ise iki adet birbirine zıt karakterli hayvanı bir araya getirdik. Zeytin sonuç olarak bir Tekir. Atlıyor, zıplıyor, yaramazlık yapıyor. Luna ise ona göre daha sakin bir kedi. Ve esasında daha sinsi. Mesela ikisinin de tezgaha çıkması yasak ama Luna çıkarsa asla sesini duymam. Ancak şans eseri görürüm. Oysa Zeytin mutlaka ses çıkarır, bir şeyleri devirir. Yani ikisi de yaramaz ama kulvarları farklı. Zeytin Luna ile oynamak istedikçe Luna reddetti. Sonuçta artık anlaşamaz oldular. Üstelik Luna kışın inanılmaz tüylüydü ve yerinden bile kalkmıyordu. En sonunda Mart ayında traş ettirdik. Yanlışlıkla da çok kısa kestirmişiz tüylerini. Meğer bütün kış içinde bir yaramaz ve oyuncu varmış. O da Zeytin'e taktı son dönemde. Evde bir koşuşturma ve kavgahali sürekli. 


Bu görüntüler çok nadir. Zaten bu da mutlu bir an mı bilmiyorum. Sırt sırta yatmışlar baksanıza.

Luna nasıl hayatımızı değiştirdiyse Zeytin'de çok değiştirdi. Bir de Zeytin o kadar komik ki değiştirmemesi mümkün değildi. Ama dediğim gibi çok yaramaz. Örneğin sabah 07.30'dan itibaren bağırıyor. Çünkü kahvaltı etmesi lazım. 

Şimdi evinize ikinci kediyi almak isterseniz herkes size anlamsız bir güven verecek: İki kedi bir kediden daha kolay diye. Öncelikle bu gaza gelmeyin. Kedilerin cinsine, karakterine bağlı olarak bu değişkenlik gösteriyor. O yüzden evdeki kedinizi iyi inceleyin. 

İki kedinin arasındaki yaş farkı  önemli. Luna 2 yaşında olsaydı belki her şey biraz daha kolay olabilirdi. 

Bence kedilerin fiziksel kondisyonları da çok şeyi etkiliyor. Düşünsenize Luna ufak tefek minyon bir dişi kedi. Zeytin ise hayli iri (şişman değil, baya iri) erkek bir kedi. Hatta belki kısırlaştırmasak daha da büyürdü ama sonbaharda Luna'yı rahatsız etmeye başlamıştı bile ve bu da Luna'yı çok etkiliyordu tabii. O yüzden belki de biraz erken kısırlaştırdık. 6. ayındaydı ve en erken kısırlaştırabileceğimiz dönem de buydu zaten.  

Kedileri ikiye katlamak masrafları da ikiye katlamak demek olabilir. Aşı veteriner masrafları kesin Mama ise evdekinin ne kadar yediği ve bunun ne kadar yediği ile orantılı olarak değişecektir. Bizde hayli arttı mesela. Luna az yiyen bir kediydi ama Zeytin'e mamalar dayanmıyor :)

Gene de ben ikisinin de hayatımıza kattığı renkleri o kadar seviyorum ki.  Mesela ben bu satırları yazarken Zeytin yanımda uyuyor, Luna ise sanırım yatak odasında uyuyor. 

Evinde hiç hayvanı olmayanlara "aaa" diyerek gözlerimi deviriyorum. Ama ikincisini almak isteyenlere iyi düşünün, durumları iyi değerlendirin diyorum. 

Sizde durumlar nasıl? Evinizi kaç hayvanla paylaşıyorsunuz? 


Yorumlar

  1. bir tane köpeğim var dünyalar tatlısı

    YanıtlaSil
  2. Benimde iki kedim var biri siyam biri tekir
    Siyam 6 yildir bizimle 9 yasinda
    Tekir 2 aydir bizimle 9 aylik
    ( daha once de tekirkizim vardi 2,5 yil siyamla yasadilar ayni evde ama iki dusman olarak)
    Simdi,iler dusman degil ama dost da degil, ben zaten dost olsunlar diye dusunmedim hic
    Ayni evde yasayan mecburi evarkadasi onlar, birbirlerine zarar vermesinler yeter.
    Iki yavru birlikte buyuse arkadas olabilir belki ama bence evde bir kedi varken ikinciyi alinca olmuyor
    Ama olmasa da olur. Ikisine de sevgi bakim ve sagliklari cin gerekenleri sunduktan sonra onemli degil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esasında biraz kedilerin de karakterleri ile ilgili ama ben de ikisi de sağlıklı olduktan sonra önemli dğeil diye düşünüyorum. Aynen bizimkiler de iki ev arkadaşı gibiler sadece.

      Acaba kedilerin cinsleri anlaşıp anlaşmama da etkili oluyor mu ki?

      Sil
  3. Merhaba Sezen :) Bu blog nedense gözümden kaçmış, seyahat yazıların var sanıyordum sadece. Kedilerin inanılmaz tatlı, bebekle de umarım çok iyi anlaşırlar.
    Ben de ikinci kedi konusunda tereddüt yaşayanlardanım. Daha önce bir siyam hatun almıştık eve, aptal gibi hiç hastalık var mı diye düşünmeden aynı odaya koyuverdik bizim kedi ile. Şans eseri bir şey bulaşmadı, ve siyam hatun bir süre sokakta kalmıştı. O zaman koşullar el vermedi, biz dişi kediyi yanımızda tutamadık. Tutsak anlaşırlardı, tıslamalar, hırçınlıklar olmamıştı hiç, dişi domine etmişti bizim oğlanı. Sonra annemin tekiri ile karşılaştılar, ikisi de erkek kedi, bıraksak birbirlerini parçalayacaklardı. Şimdi karşılaştıramıyoruz onları, o kadar düşmanlar ki!
    Bizim oğlan çok sosyal. O yüzden düşünüyoruz, acaba alsak mı diye. Ama bir sürü değişken var işin içinde, cesaret edemiyoruz. Zaten artık doğum sonrasına kaldı, hatta herhalde çocuk büyüyene dek biraz zor olur yeni kedi. Bir de bizim oğlan çocuk olduktan sonra ilgisiz kalıp üzülür mü diye düşünüyoruz, ikinci kedi onda daha çok ilk çocuk travması yaratabilir.
    Ama dediğin gibi, kedili olmayanlar, hayvan beslemeyenler çok şey kaçırıyor. İyi ki dünyamızdalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba;

      Seyahat yazıları baya askıda aldı uzun süredir. Gezemiyorum gezemiyorum:))

      Ben de umarım bebekle iyi anlaşırlar diye dua edip duruyorum:)

      Şu anda gerçekten de hamilelik sonrasına kadar beklemek drumundasın tabi ki yeni kedi için. Sonrasında ise heralde bebek ile beraber eve bir de yeni kedi getirmek zorlu bir süreç olabilir. Bilemiyorum ki, her bebek, her hayvan kendi şahsına münhasır:)

      Ben hayvan olmayan bir evde büyüdüm, hatta baya da korkardım hayvanlardan ama şu anda o kadar mutluyum ki, gerçekten iyi ki varlar.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim.
Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım.

Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına resim dersleri v…

Olağanüstü Bir Gece

Artık Zweig'ı çok sevdiğimi bilmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum.  Kadıköy'e gidip İş Bankası yayınevine girince hep elimde en az bir Zweig ile çıkıyorum. Geçen gün de aynısı oldu, bir baktım Olağanüstü Bir Gece ve Yakıcı Sır'ı alıvermişim:)) Bir de zaten Olağanüstü Bir Gece'nin kapağı şu şekilde olunca almamak imkansızdı.

Zweig'in novellaları kısacık bir kitapta çok yoğun bir okuma hazzı sunuyor insana. Genelde aşırı yoğun da oluyor. Hani 70 sayfadan beklenmeyecek şekilde uzun sürüyor okumak. Hikayenin içine girmek zor olabiliyor. Ben mesela bu kitabı okurken taktiksel bir hata yaptım. Metroda, metrobüste  okumaya çalıştım ve sonuç olarak hikayeye odaklanmakta bir hayli sıkıntı yaşadım.
Kahramanımız Avusturya'lı bir burjuva. Ailesinden kalan para sayesinde hiç çalışmak zorunda kalmamış ve gününü gün etmiş. Ama bir gün ağır ağır öldüğünü fark ediyor. Artık hiçbir şeyden haz almadığını, her şeyi zorunluluk icabı yaptığını düşünüyor. Bütün tiyatrolar, konserler, i…

İçinden Deniz Geçen Şarkılar

Bülent Ortaçgil'e büyük bir aşk besleyen bir insan değilim. Ama yeni albümünün çok başarılı olduğunu okuyunca birkaç yerden ben de aldım. CD'yi alalı neredeyse iki ay oldu. Birkaç dinleme denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Yeterlik sonra belki sakin sakin iyi gelir dedim ama kafam o kadar doluymuş ki hiç anlamamışım. Sonra da kaldırıp bir kenara koydum. Geçenlerde iphonedaki müzikleri değiştirirken bunu da eklemek istedim. Nasıl yaptıysam iki kere Bulutsuzluk Özlemi eklemişim ama Bülent Ortaçgil'i eklemeyi becerememişim. En sonunda tekrar update ettim önceki gece şarkıları. Dün de flüt dersine giderken dinledim bütün albümü. Derse saat 5 gibi gittim. Yürüyerek gideyim bari dedim. Hava ılıktı. Akşam üstünün romantizmi vardı, kulaklarımda da muhteşem melodiler. Bütün parçalarda bir deniz özlemi, balıkçılar, adalar, su altı, balıklar....Yani her parçanın içinden deniz geçiyor. Tadımlık olarak dinleyin ve hemen bu CD'yi edinin bence.
Biterken karanfilli çay içiyorum. Mis gi…