Ana içeriğe atla

Kitap Günü #5 İçinde Yaşamak İstediğim Kitap

Merhaba;

Geldik kitaplarla ilgili oyunumuzun 5. gününe. Bugün cevaplamam gereken soru içinde yaşamak istediğim kitap. Bunu hemen tek seferde söyleyebilirim ki Küçük Kadınlar. Küçük KAdınlar bir şekilde dedemlerin bodrumundan çıkıp bizim evimize gelmiş bir kitap. Bendeki baskısı 1976. Annem ve teyzemin ve hatta belki de dayımın elinden geçip bize ulaştığını tahmin ediyorum. Şimdi açıp baktım da ben içine Sezen YILDIRIM 1990 yazmışım, kardeşim de 2009. Burdan kardeşime de sesleniyorum. Küçük Kadınlar kitabını sana kaptırmam:) Esasında düşününce ben bu kitabı 1990da okumuş olamam. O zaman daha 6 yaşındaydım. Ama heralde 6 yaşında göz koymuşum ve ilk fırsatta okumuşum kitabı. Hatırladığım kadarıyla annem  okumama izin vermemişti, ki demek ki çok küçükmüşüm. Ben de haftasonları onlardan hayli erken kalkıp (o dönemde çizgi film izlemek için saat 6da falan kalkardık biliyorsunuz) okumaya gizli gizli başlamıştım. Oysa kitap öylesine sarmıştı ki beni hani haftasonunu falan bekleyecek durumum kalmamıştı okumak için. Annemin karşısına geçip ben bu kitabı okuyorum sen bana karışma demiştim. Kitabı okuduğum dönemde henüz kardeşim yoktu, ben tek çocuktum. March ailesinin 4 kız çocuklu hayatı öylesine hoşuma gitmişti ki. Ben tabi ki en çok Jo'yu seviyordum. Zaten Jo'da yazar Louisa May Alcott'un kendisiymiş. Komşuları Louire ile takılıyorlar, çatı katlarında bir dergi yayınlıyorlardı. Ama hem maddi sıkıntı içindelerdi, hem de babaları savaştaydı ve ondan haber alınamıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Kitapta anlatılan hikaye öyle sıcak ve öyle içtendi ki, ben de şöminenin başına geçip onlarla oturmak istiyordum, ben de çatı arasında oyunlarına katılmak istiyordum. Kesinlikle benim içinde yaşamak istediğim kitap Küçük Kadınlar'dı. 

Daha sonra 1994 senesinde bir filmi de çekildi kitabın. Hİç kötü değildi esasında ama kızkardeşlerden birisi öldü (Sanırım Beth'ti). Bu da beni acaip bir hüzne boğdu. anladığım kadarıyla gerçekten de böyle bir olay yaşanmış. Kitapların devamını da yazmış yazar. Ben devamlarını okumadım. O aile benim gözümde her zaman şöminenin başında mutlu mesut oturdu ve Jo'nun hikayeleri ile Beth'in piyanosunu dinlediler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim.
Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım.

Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına resim dersleri v…

Kumaş-Gelinlik-Gelinlikçi

Şimdi efendim biliyorsunuzdur belki, ben yakında evleneceğim. O yüzden de pek tabi ki bir gelinliğe ihtiyacım var. Taa Ocak ayıydı, annem İstanbul'a gelmişti. Ben de fırsat bu fırsat deyip Pronovias, Vakko, Beyaz Butik ve Weddies'den randevular almış, çeşitli gelinlikleri giyip çıkarmıştım. Hiçbir şey tam olarak içime sinmemişti. Gelinlikle ilgili genel sorunum kuyruklar, uzun duvaklar, danteller ve işlemeler. Yani esasında genele baktığımızda bu elbiseyle biraz sorunum olduğu aşikar. Neyse sonuç olarak birşeyler bulunmalı illaki. Sonra bir gün aradığım gelinliği buldum. Bulunca da bu çılgın arayış sona ermiş oldu. Ama sadece teoride. Çünkü gelinlik özel tasarımdı. Gidip bir yerden alamıyordum. Bunu da bir şekilde aştık, Uğur'un annesi ve teyzesi dikeceklerini söylediler. Geriye sadece tülü bulmak kaldı. Gelinliğin kumaşı değişik bir organzeden. Bu tür kumaşlar Eminönü ve Nişantaşı'nda satılıyormuş, öncelikle Eminönü'ne gittik. Ve sonuç olarak anladık ki bu kumaş …

İçinden Deniz Geçen Şarkılar

Bülent Ortaçgil'e büyük bir aşk besleyen bir insan değilim. Ama yeni albümünün çok başarılı olduğunu okuyunca birkaç yerden ben de aldım. CD'yi alalı neredeyse iki ay oldu. Birkaç dinleme denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Yeterlik sonra belki sakin sakin iyi gelir dedim ama kafam o kadar doluymuş ki hiç anlamamışım. Sonra da kaldırıp bir kenara koydum. Geçenlerde iphonedaki müzikleri değiştirirken bunu da eklemek istedim. Nasıl yaptıysam iki kere Bulutsuzluk Özlemi eklemişim ama Bülent Ortaçgil'i eklemeyi becerememişim. En sonunda tekrar update ettim önceki gece şarkıları. Dün de flüt dersine giderken dinledim bütün albümü. Derse saat 5 gibi gittim. Yürüyerek gideyim bari dedim. Hava ılıktı. Akşam üstünün romantizmi vardı, kulaklarımda da muhteşem melodiler. Bütün parçalarda bir deniz özlemi, balıkçılar, adalar, su altı, balıklar....Yani her parçanın içinden deniz geçiyor. Tadımlık olarak dinleyin ve hemen bu CD'yi edinin bence.
Biterken karanfilli çay içiyorum. Mis gi…