Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HES

Enerji üzerine çok yazılıp çizilebilir. Esasında nükleer falan da düşünülürse HES son derece mantıklı bir çözümdür. Ama HES inşa etmekle, doğayı, kültürü, tarihi, insanları, ekosistemi katletmek arasında bir fark olmalı. Teşvik politikaları ise (düşük faizli krediler, enerjinin satın alınmasının garanti edilmesi gibi) doğru kaynaklar düşünülerek planlanmalı. Bir nehrin faydası sadece üretilen enerji değildir. Onun ekosistemi, insanlara faydası, doğal çevrime katkısı da inceden irdelenmeli. 
Videoda kullanım hakkı diye bir şeyden  bahsediliyor. Bu suyun kullanım hakkının kiralanması olarak anlatılıyor. Ama soruyorum. Kimin suyunu kime kiralıyorsun? Devlet olarak bu su senin mi ki? Doğanın, insanların değil mi? Akan nehir mi yoksa senin gözünde akan paralar mı? Suyun kullanım hakkını kiralayınca yarın öbür gün o sudan halkın yararlanmasına izin verilmeyeceğini göremiyor musun? Bir de 49 yıllığına kiralıyorlarmış. 50 seneliğine kiralada tapusunu da şirketin üstüne yap bari.


Anadolu'nun…

Gene Haftasonu

Selam;
Geçen haftadan beri hiçbir şey yazmadım biliyorum ama enteresan hiçbir şeyde yoktu gözüme çarpan. Bu haftaki en büyük konumuz Libya'ydı maalesef. Ve hatta Libya'da mahsur kalan bir tanıdığımızın oğlu için endişelenip durduk. Neyse ki dün gece sağ salim döndü İstanbul'a da biz de rahat bir nefes aldık.
Geçen haftasonu ne yazık ki Frida'ya gidemedim. Bu cumartesine planlamıştım ama hava o kadar tatsız ki, hiç sanmıyorum evden çıkıp karşıya geçmek isteyeceğimi. Zaten Anadolu Yakası ile Avrupa Yakası arasında acaip bir hava farkı var. İşe gelirken Levent'e falan gelince resmen bunalmaya başlıyorum. Kanyon'un, Safir'in (Sapphire mi yoksa?) falan üstleri hep sisle bezenmiş oluyor. Nefret ediyorum o görüntüden. Normalde hani hergün karşıya geçiyorum, haftasonu geçmek istemem demem, ama gerçekten de kendi evimdeki hava daha açıkkne karşıya geçmem gibi geliyor bana. Zaten cumartesi misafirim var, oturup pasta falan yapayım ben:)
The Great Gatsby'i okumaya ba…

Haftanın Sonu

Sonunda yoğun geçen hafta bitti, hafta sonu geldi. Gerçi ben haftasonlarından da bir şey anlamıyorum bir bakıyorum gene hüzünlü pazar akşamındayız. Uyumama sayılı dakikalar kalmışken sehpanın önüne çökmüş oje sürmeye falan çalışıyorum. Çok acıklı yani. 


Bu hafta sonu için neler yapacağım. Düşünelim... Cumartesi günü öncelikle birkaç çiçeğin saksısını değiştireceğim.  Sonra da kitap klübü toplantısı var. Her ne kadar her ay buluşmak üzere yola çıktıysak da birkaç aydır baya ertelemiştik buluşmayı. Birbirimizle de pek görüşemedik. Özleştik:))Cennet Başka Yerde'yi tartışacağız. Bu kitap benim için enteresan bir deneyim olmaktan çok uzaktı ne yazık ki. Ama Gauguin'e ulaştım, merak ettim, öğrendim. O yüzden de değerli bulduğumu söyleyebilirim. Ama dediğim gibi eğer benim gibi bir merak uyandırmazsa içinizde, son derece manasız bir kitap olarak elinizde kalır bence. Llosa 2010 yılı Nobel Ödülü'nü aldı diye heyecanla atladık kitaba ama beni pek tatmin etmedi. Toplantıdan sonra yam…

Yoga

Bugün grupanya'da olan fırsatla yoga kuponları aldım. Esasında İTÜ'deki yoga derslerine katılacaktım ama bu hem daha ucuzdu, hem de evime çok yakın. En azından denemek için alayım, sıkılırsam da İTÜ'dekine de gitmem diye düşündüm. Bakalım. Cuma günü başlamak istiyorum.

Kar Kar

Sahil Sahil

Yok bir anda düğün fotoğrafları yayınlamaya başlamayacağım, ama biz de pek yaygın olmasa da yabancılar arasında çok yaygın olan, sahilde kıyılan gündüz nikahlarının ve kokteyllerin güzelliğine bir baksanıza. Biz evlenirken böyle birşey yapmayı çok istemiştik ama İstanbul'da bunu başarabilmek cidden zor. Nerden kumsal bulucam, gündüz vakti insanları düğüne çağırıcam falan. Haftasonu kalabalığında Kilyos'a. gidilemeyeceğine göre. Zor iş yani. Ama olsa ne kadar hoş olur


.







Kaynaklar


http://www.shoppingblog.com/blog/103117
http://poponthepop.com/gallery/megan-fox-wedding-dress-picture/
http://www.dailymail.co.uk/tvshowbiz/article-1293017/Megan-Fox-gets-biggest-role-date--blushing-bride-beach-wedding.html
http://www.webxmes.com/beach-wedding-dresses
http://www.samuibeachfrontvillas.com/beachfront-weddings/

Bugün

Bugün bir karmaşık düşünceler içindeyim. Sabah erkenden fakülteye geldim ama yapacak hiçbir şey yokmuş. Dün bir analiz yapmıştım, 50 Hz'de topladığım verilerin baskın frekansı 60 Hz'de çıktı. Facebooktan sordum kimse cevap vermedi. Oysa ki işaret işlemeci çok arkadaşım vardı. Acaba yöntemde mi hata yaptım, verilerde düşünemediğim bir şey mi var, hiç fikrim yok. Hocam derste, verilerle ilgili daha çok bilgisi olan arkadaşım da ancak yarın gelecekmiş. Hızlıca bitirmek istiyorum bu çalışmayı. En iyisi ben öğleden sonra kaynak arayayım, makale okuyayım. Sonuçta referansa da ihtiyacım var. 
Yeterlik hakkında hiç konuşmadık sanırım. Kaldım ve bunun nedenleri hakkında konuşmak değil derdim. Sadece  bana hissettirdiklerini düşünüyorum. Ağustos ayındaki düğünden ve alayından sonra, Eylül ayında ders çalışmaya başlamıştım. Kendimi paralamıyordum henüz ama her gün illa ki bir saat iki saat bakıyordum. Hiçbir şey yapmamışsam bile sayfalarını çeviriyordum defterlerimin. Sonraki zamanlarda t…

İçinden Deniz Geçen Şarkılar

Bülent Ortaçgil'e büyük bir aşk besleyen bir insan değilim. Ama yeni albümünün çok başarılı olduğunu okuyunca birkaç yerden ben de aldım. CD'yi alalı neredeyse iki ay oldu. Birkaç dinleme denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Yeterlik sonra belki sakin sakin iyi gelir dedim ama kafam o kadar doluymuş ki hiç anlamamışım. Sonra da kaldırıp bir kenara koydum. Geçenlerde iphonedaki müzikleri değiştirirken bunu da eklemek istedim. Nasıl yaptıysam iki kere Bulutsuzluk Özlemi eklemişim ama Bülent Ortaçgil'i eklemeyi becerememişim. En sonunda tekrar update ettim önceki gece şarkıları. Dün de flüt dersine giderken dinledim bütün albümü. Derse saat 5 gibi gittim. Yürüyerek gideyim bari dedim. Hava ılıktı. Akşam üstünün romantizmi vardı, kulaklarımda da muhteşem melodiler. Bütün parçalarda bir deniz özlemi, balıkçılar, adalar, su altı, balıklar....Yani her parçanın içinden deniz geçiyor. Tadımlık olarak dinleyin ve hemen bu CD'yi edinin bence.
Biterken karanfilli çay içiyorum. Mis gi…

Çiçeklerim

Bir süredir, ki bu süre inanın çok değil, evde çiçek yetiştirmekle uğraşıyoruz. İlk adımı Uğur attı, bana bir zeytin fidesi aldı. Şu hayatta en çok istediğim şey zeytin, üzüm ve badem ağaçlarımın olması. Kocaman bir çiftlik hayal ediyorum. Dönümlerce zeytin, üzüm ve badem dolu. Şarabımızı yapıyoruz, zeytinimizi yapıyoruz, ve bademlerimizi topluyoruz. Keçilerin sütünden peynir yapıyoruz, gül bahçesinde geziniyoruz. 6 tane atım olsun istiyorum. Zeytinliklerimi gezmeye, denetlemeye, ağaçlarımla konuşmaya çıkayım. Atların sırtında rüzgarı hissedeyim yüzümde. Esasında diyebilirim ki bu hayata dayanabilmemi olanaklı kılan bir hayal bu. Bir gün bütün bu iş hayatından kurtulacağım. Bildirilerden, yeterliklerden, derslerden, öğrencilerden... Herşeyden. Sadece ağaçlarım, çocuklarım, dostlarım, ailem olacak. Kocaman bir çiftlikte yaşayacağım. Bol bol fotoğraf çekip seyahat edeceğim. Açık pencerelerden tatlı bir flüt sesi yayılacak bazen, Bach çalacağım, jazz çalacağım. Bu hayal güzel bir gülümse…

Ölüleri Gömün

Bu alıntı Irvin Shaw'ın Ölüleri Gömün adlı oyunundan. İstanbul Devlet Tiyatrolarında izleyebilirsiniz.Bir eleştirisini de yakında diğer blogdan okuyabilirsiniz.


Ayağa kalkmak için neden ölmeyi bekledin?