Ana içeriğe atla

Yoga ve Haydarpaşa

Biliyorsunuz Haydarpaşa Gar Binası geçtiğimiz ay cayır cayır yandı.Yandı mı, yakıldı mı bunları çok tartıştık, hala da ufak ufak tartışılır. 




Pazar günü Uğur'la Galata'ya gitmeye karar verdik. Vapurla Karaköy'e giderken öncelikle Haydarpaşa'ya hayıflandık, sonra yıllardır orada duran liman işletmeleri hakkında konuştuk. Biliyorsunuz, Haydarpaşa ve civarı için düşünülen çeşitli dönüşüm planları var. Bunlar arasında en çok hassasiyet gösterdiklerimiz Haydarpaşa Gar Binası'nın bir otele döndürülmesi, liman işletmelerinin alanlarının da bu otele peşkeş çekilmesi. Buraya ne yapılsa güzel olur diye düşündük. Tabi ki ilk akla gelen her zaman bir kültür merkezi oluyor. Ama bence dikkate alınması gereken birşey var bu noktada. Türkiye ne yazık ki böyle büyük kültür merkezlerine ihtiyaç duyan bir yer değil. Haydarpaşa Binası gibi büyük bir bina, en iyi ihtimalle birkaç sene açık tutulabilir, sonra masraflarını çıkarmıyor diye kapatılır. Marmaray projesi ile görüyoruz ki artık trenler Söğütlüçeşme'den karşıya geçecekler, ve Haydarpaşa atıl bir konuma düşecek. Ben şehir plancısı falan değilim ama hızlıca şunları düşündüm. Öncelikle TCDD Haydarpaşa binasından çıkmamalı, böylece bu bina atıl bir konuma düşmez. Belki bir kanat müzeye ve kültür merkezine dönüştürülebilir. Liman işletmesinden kalan alanlarsa bence kocaman, tertemiz bir parka dönüştürülmeli, Mesela Central Park gibi, Hyde Park gibi. İçinde insanların  oturup piknik yapabilecekleri -mangallı bir piknik değil ama lütfen-, güzel restaurantlarda, kafelerde yemek yiyebilecekleri, çocukların yatıp yuvarlanabileceği, köpeklerin gezdirilebileceği bir park olmalı. Parkın içine konulmuş kamelyalarda çeşitli dinletilerin, toplantıların yapılabileceği, yazarların gelip okurlarıyla buluşabileceği bir yer olmalı. Hem kendini dönüştürmeli, hem de oraya gelen insanları etkilemeli bence. Ressamlar İstanbul'un muhteşem manzaralarını çizebilmek için şövalelerini deniz kenarına dizmeli, yürüyüşe, koşmaya, bisiklete binmeye gelmeli insanlar.... 




Böyle böyle konuşurken aklımıza yoga geldi. Düşünsenize, tarihi yarımadanın muhteşem manzarasına karşı yoga yapıyorsunuz. Üstünüzde ıhlamur ağaçları varmış, çiçekleri açmış, baygın bir koku sarmış her yeri.... 





Çok güzel bir hayal değil mi?




Fotoğraf kaynakları (yukarıdan aşağıya):


http://xakep.deviantart.com/art/Before-when-it-is-dying-53059472
http://data14.sevenload.com/slcom/tf/kq/nkmopj/vqeklicfnkcc.jpg
http://www.healyourselfhealyourworld.com/images/yoga%20beach.jpg


Sonradan gelen not: Şöyle bir yazı ve proje gördüm şimdi, çok korktum. Umarım doğru değildir: http://peyzaj.org/haydarpasa-onay-bekliyor/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

Yeni Yıla ve Eski Yıla Dair

Merhaba; Uzun bir süredir kendimde değilim biliyorsunuz. Doktora yapmak dertli bir süreç, özellikle de yeterlik sınavı denilen sınav nedeniyle. Ne yazık ki eğitim sistemimiz insanları sürekli elemek üzerine kurulu. Sürekli sınavlardan geçmezsek kendimizi asla yeterli bulmuyoruz. Yeterlik sınavı da bir değil iki değil tam üç aşamalı bir sınav. sonuç olarak günümü geceme katarak çalıştığım bu sınavdan, burada bahsetmek istemediğim bir takım şeyler sonucunda kaldım ve yetersiz bulundum. Şimdi Mayıs ayında yapılacak sınava çalışmak durumundayım. Neyse ki gene yalnız değilim. Bu nasıl bir teselli bilmiyorum ama, sınava beraber girdiğimiz üç arkadaşım daha benimle beraber.  Şimdi biraz ara verdim. Bir tane daha endüktans, devre görecek halim yok. Kusucam yani. Bir müddet çalışmayı hiç düşünmüyorum.  Peki bu elimdeki süreyi nasıl değerlendirmeliyim? Öncelikle evle ilgili yapmak istediğim pek çok şey var. Bunların başında da resimlerin ve fotoğrafların duvarlara asılması, düğün foto...

2012 Dilekleri

Merhaba; Zorlu bir sene geçirdik. Depremler, terör olayları, ekonomik sarsıntılar, diğer ülkelerle yaşanılan sorunlar ve ufak ufak patlak veren iç savaşlar.... Evet 2011 pek parlak değil, 2012 nasıl olacak bilemiyoruz da. Ama umut ediyoruz ki iyi olsun. Pek çok güzel şey var istenilen, temel hepsi esasında sağlık ve mutluluk gibi. Peki benim kendi çapımda özel olarak istediklerim neler:) Teknolojik aletlerin gerisinde kalmayı sevmiyorum, iphone, ipad istiyorum. Artık benim param yetince kaçıncı versiyonları olursa o kadar versiyonlarından. Bir de laptopım öldü. Bu kadar apple ürününden sonra o da bir mac book pro oluversin değil mi? Pasaportuma yeni vizeler vurulsun ben yeni yeni ülkelere gideyim istiyorum. Hedeflerimin arasında Beyrut öncelikli. 2011de yaz tatillinde pek gezemedik Uğur izin alamadığı için. Bu sene bu açığı kapatabilmek istiyorum. Hatta öyle ki şöyle bir iki ay deniz kıyısında kalmak istiyorum. Her kadın gibi 5 kilo vermek istiyorum. Her kadın gibi o ayakk...