Az önce çok komik birşey okudum. Ünlü tasarımcılardan birisi, hadi kim olduğunu söylemeyeyim, birbirlerini kopyalayan tasarımcılara çok üzülüyorum, kopya işler yapmasınlar, bunu yapacaklarına aşçı, doktor gibi meslekler seçsinler demiş. Sayın tasarımcı, tasarıma sonsuz saygı duyuyorum ama Allah aşkına ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Metrelerce kumaştan elbise yapmak için aldığın eğitimle, insanları hayatta tutmak, sağlıklı tutmak için aldığın eğitimi kıyaslayabilir misin? Yok artık, modacı olamazsanız bari doktor olun da denmez ki. Yuh!!
Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler. Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...
Yorumlar
Yorum Gönder