Ana içeriğe atla

Penti



Penti son bir kaç senedir özellikle elbise ve etek modasının yayılmasıyla sıkça uğradığım dükkanlardan birisi haline geldi. Üstelik çorap artık sadece bir zorunluluk olmaktan çıktı, elbiseyi bütünleyen önemli bir aksesuar halini aldı. Geçen sene Penti'nin simona isimli çorabını çok severek giymiştim. Hem çok yumuşak bir dokusu vardı, hem de çok zor yırtılıyordu. Krem rengi favorimdi. Ama en son elimde kalan çorabın da çizmem yüzünden yırtıldığını görünce atmıştım. Penti ne yazık ki bu sene Simona'yı yeniden çıkarmadı.
simona
İlkbahar kreasyonunda da Deborah isimli çok güzel bir çorap vardı. Hemen aldım, ama Simona kadar yumuşak bir dokusu yoktu, üstelik kaşındırıyor ama görünüşü yüzünden baya uzun süredir giyiyorum.
Deborah
Bu sene çıkan çoraplardan ise Belle ve Estel'i aldım. İlk önce Belle'yi aldım. Çorabın ilk sıkıntısı dönmesi. Deseni bacağın üstüne doğru dönüyor. ÜStelik bu sorunu sadece ben yaşamadım, arkadaşım da yaşadı. Bir kaç kere giydim, yırtıldı, kaçtı, delindi. Açıkçası çorabın kalitesinden memnun kalmadım.
Belle
Son hayal kırıklığını ise Estel'le yaşadım. İkinci giyişimde iplerinin olduğu yerden kaçtı. Üstelik dokusu o kadar sert ki yukarı çekmeye korkuyor insan.

Estel

İnce çorapları ise aynı dertten muzdarip bence. Eskiden defalarca giydiğim ice çoraplar, şimdi en fazla iki kere giyilebiliyorlar.

Penti güzel tasarımlarıyla kalbimi fethetmiş olsa da, bu sene aldığım bir kaç çorabın kalitesizliği ile artık iki kere düşümeme sebep oldu. Hem fiyatları çok yüksek, hem kalitesini bozdu. Çok çok güzel bir reklam çekmişler ama en iyi reklamın kullanıcılardan olduğunu da unutmuşlar sanki. Umarım bu yazı ile bir miktar dikkat çekmeyi başarabilirim. Şimdi yeni ilgi noktamda Calzedonia var. Nasılsa fiyat olarak Penti ile neredeyse aynı düzeydeler. Bir de İtalyan çoraplarına bakalım diyorum. Siz ne dersiniz?

Ayrıca not: Blogger hala yazıların rengini değiştirmiyor mu bir tek ben mi beceremiyorum bunu?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

Yeni Yıla ve Eski Yıla Dair

Merhaba; Uzun bir süredir kendimde değilim biliyorsunuz. Doktora yapmak dertli bir süreç, özellikle de yeterlik sınavı denilen sınav nedeniyle. Ne yazık ki eğitim sistemimiz insanları sürekli elemek üzerine kurulu. Sürekli sınavlardan geçmezsek kendimizi asla yeterli bulmuyoruz. Yeterlik sınavı da bir değil iki değil tam üç aşamalı bir sınav. sonuç olarak günümü geceme katarak çalıştığım bu sınavdan, burada bahsetmek istemediğim bir takım şeyler sonucunda kaldım ve yetersiz bulundum. Şimdi Mayıs ayında yapılacak sınava çalışmak durumundayım. Neyse ki gene yalnız değilim. Bu nasıl bir teselli bilmiyorum ama, sınava beraber girdiğimiz üç arkadaşım daha benimle beraber.  Şimdi biraz ara verdim. Bir tane daha endüktans, devre görecek halim yok. Kusucam yani. Bir müddet çalışmayı hiç düşünmüyorum.  Peki bu elimdeki süreyi nasıl değerlendirmeliyim? Öncelikle evle ilgili yapmak istediğim pek çok şey var. Bunların başında da resimlerin ve fotoğrafların duvarlara asılması, düğün foto...

2012 Dilekleri

Merhaba; Zorlu bir sene geçirdik. Depremler, terör olayları, ekonomik sarsıntılar, diğer ülkelerle yaşanılan sorunlar ve ufak ufak patlak veren iç savaşlar.... Evet 2011 pek parlak değil, 2012 nasıl olacak bilemiyoruz da. Ama umut ediyoruz ki iyi olsun. Pek çok güzel şey var istenilen, temel hepsi esasında sağlık ve mutluluk gibi. Peki benim kendi çapımda özel olarak istediklerim neler:) Teknolojik aletlerin gerisinde kalmayı sevmiyorum, iphone, ipad istiyorum. Artık benim param yetince kaçıncı versiyonları olursa o kadar versiyonlarından. Bir de laptopım öldü. Bu kadar apple ürününden sonra o da bir mac book pro oluversin değil mi? Pasaportuma yeni vizeler vurulsun ben yeni yeni ülkelere gideyim istiyorum. Hedeflerimin arasında Beyrut öncelikli. 2011de yaz tatillinde pek gezemedik Uğur izin alamadığı için. Bu sene bu açığı kapatabilmek istiyorum. Hatta öyle ki şöyle bir iki ay deniz kıyısında kalmak istiyorum. Her kadın gibi 5 kilo vermek istiyorum. Her kadın gibi o ayakk...