Ana içeriğe atla

Bir Gün Tek Başına


Merhaba;

Bazı şeyler vardır hani, anne babanız çok sevdiği için bile uyuzluğunuzdan fikriniz olmadan sevmezsiniz bile. Vedat Türkali biraz öyleydi beni için. Neyseki bu inadımdan çok çabuk vazgeçtim, ve her yerde duyduğum son kitabı YALANCI TANIKLAR KAHVESİ ile tanıştım kendisi ile. Okuduğum zaman ise hayran kaldım. Muhsin'in kendisini toplumda hiçbir yere yerleştirememesiyle kendimi çok özdeşleştirdiğim için belki de. Kitabı bir solukta bitirdim, yıllardır Vedat Türkali okumadığım için de utandım. Birkaç ay sonra, idefix'teki büyük indirimle Vedat Türkali'nin bütün kitaplarını aldım, o günden beri de sırayla okuyorum kitaplarını. KAYIP ROMANLAR ve MAVİ KARANLIK'ın ardından bu aralar da BİR GÜN TEK BAŞINA'yı okuyorum. KAYIP ROMANLAR'da birazcık sıkıldım, konunun akışı çok güzeldi ama kahramanların her öğünde neler yediği, günde kaç kere tuvalete gittiği gibi detaylar bile vardı ve sürekli tekrarlanıyordu, biraz sıkıntı yarattı. Mavi Karanlık ise bence muhteşem bir Bodrum panoraması, ve Türkiye aydını betimlemesiydi.

Şimdi gelelim Bir Gün Tek Başına'ya. Bir kere Bir Gün Tek Başına Vedat Türkali'nin ilk romanı. Kitap 1959 senesinde geçiyor, tabi ki bizim tasavvur bile edemediğimiz bir geçmiş. Eski öğretmen, kitapçı Kenan ve çevresinde geçen olaylar tabi ki 1959un politik çevrelerine de ulaşıyor. Bir taraftan o günkü ortam, diğer taraftan da Kenan'ın kişisel bunalımları, Günsel'e olan aşkı, karısından kopuşu anlatılıyor. Kenan daha önce bir kere gözaltına alınmış, korkmuş, politika ile ilgilenmeyi bırakmış. Evlenip çocuğu da olunca korunaklı bir hayat sürmeye başlamış. Ancak bir gece bir lokantada tanıştığı Günsel ile hayat değişiyor. Bir yandan yasak bir ilişkiye giriyor, öte taraftan da politik olaylarla ilgileniyor. Buraya kadar ne konusunda bir sıkıntı var, ne karakterlerde. Ancak kitap o kadar uzun ki, karakterle bana sıkıntı vermeye başladı. 720 sayfa yanlış hatırlamıyorsam. Şimdi uzun kitap okuyamıyor musun diyebilirsiniz, öyle birşey tabi ki yok. Ama sıkıntı şurdan kaynaklandı. Kenan'ı çözümledik, Günsel'i çözümledik, Kenan'ın karısı Nermin'i onun anlattığı kadarıyla tanıdık. Olaylar devam ediyor, 1980e kadar etkileri süren siyasi hareketlerin başladığını görüyoruz, bu sırada karakterlerin iç konuşmaları hiç susmuyor. Oysa artık karakterleri tanıdığım için zaten nerde ne düşüneceklerini bilebiliyorum bu yüzden de kitap sonlarına doğru bu karakter çzöümlemeleri ben de sıkıntı yaratmaya başladı. Henüz kitabı da bitirmedim. Sözlükte biraz araştırma yaptım herkes sonu muhteşemdi diyor. 200 sayfa civarında birşeyler kaldı, sonunda muhteşem birşeyler olacağına olan inancımı kaybettim ama, kitapları yarım bırakmaktan hoşlanmıyorum. Hele Vedat Türkali kitabını hiç.

Bir Gün Tek Başına'dan sonra Güven kaldı sadece sırada. O da kendisi için uygun zamanı bekliyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

Yeni Yıla ve Eski Yıla Dair

Merhaba; Uzun bir süredir kendimde değilim biliyorsunuz. Doktora yapmak dertli bir süreç, özellikle de yeterlik sınavı denilen sınav nedeniyle. Ne yazık ki eğitim sistemimiz insanları sürekli elemek üzerine kurulu. Sürekli sınavlardan geçmezsek kendimizi asla yeterli bulmuyoruz. Yeterlik sınavı da bir değil iki değil tam üç aşamalı bir sınav. sonuç olarak günümü geceme katarak çalıştığım bu sınavdan, burada bahsetmek istemediğim bir takım şeyler sonucunda kaldım ve yetersiz bulundum. Şimdi Mayıs ayında yapılacak sınava çalışmak durumundayım. Neyse ki gene yalnız değilim. Bu nasıl bir teselli bilmiyorum ama, sınava beraber girdiğimiz üç arkadaşım daha benimle beraber.  Şimdi biraz ara verdim. Bir tane daha endüktans, devre görecek halim yok. Kusucam yani. Bir müddet çalışmayı hiç düşünmüyorum.  Peki bu elimdeki süreyi nasıl değerlendirmeliyim? Öncelikle evle ilgili yapmak istediğim pek çok şey var. Bunların başında da resimlerin ve fotoğrafların duvarlara asılması, düğün foto...

2012 Dilekleri

Merhaba; Zorlu bir sene geçirdik. Depremler, terör olayları, ekonomik sarsıntılar, diğer ülkelerle yaşanılan sorunlar ve ufak ufak patlak veren iç savaşlar.... Evet 2011 pek parlak değil, 2012 nasıl olacak bilemiyoruz da. Ama umut ediyoruz ki iyi olsun. Pek çok güzel şey var istenilen, temel hepsi esasında sağlık ve mutluluk gibi. Peki benim kendi çapımda özel olarak istediklerim neler:) Teknolojik aletlerin gerisinde kalmayı sevmiyorum, iphone, ipad istiyorum. Artık benim param yetince kaçıncı versiyonları olursa o kadar versiyonlarından. Bir de laptopım öldü. Bu kadar apple ürününden sonra o da bir mac book pro oluversin değil mi? Pasaportuma yeni vizeler vurulsun ben yeni yeni ülkelere gideyim istiyorum. Hedeflerimin arasında Beyrut öncelikli. 2011de yaz tatillinde pek gezemedik Uğur izin alamadığı için. Bu sene bu açığı kapatabilmek istiyorum. Hatta öyle ki şöyle bir iki ay deniz kıyısında kalmak istiyorum. Her kadın gibi 5 kilo vermek istiyorum. Her kadın gibi o ayakk...