Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Geceyarısı Çocukları

Merhaba;


Kitap klübümüz için her ay bir kitap okumaya çalışıyoruz, belki bahsetmişimdir. Ben de esasında okuduğum kitaplar üzerine yazılar yazmak istemiştim. Ama açıkçası bu çok zor geldi bana. Genelde kitap toplantılarında çok konuşabilmeme, karakter tahlilleri yapabilmeme rağmen, iş bunları yazmaya gelince çok sıkılıyorum. Asla birkaç satırdan fazla bir şey yazamıyorum.Bu yüzden birkaç hafta önce bir karar verdim. Kitaplardan beğendiğim paragrafları, cümleleri buraya yazacağım. Zaten kitapların altını çizerek okuyabilen bir insan da değilim. Buraya aldığım notlar bir anlamda kitapların altını çizme olsun benim için. Bu notların hepsini de "alıntılar" başlığı altında toplayacağım. İlk alıntımda bu ara okuduğum kitap, Geceyarısı Çocukları'ndan geliyor öyleyse:




"Öğrendim, hayatımın ilk dersi; kimse sürekli açık gözlerle dünyaya tahammül edemez."


Salman Rushdie Geceyarısı Çocukları, sayfa 138, Metis Yayınları, 2008,İstanbul

Yoga ve Haydarpaşa

Biliyorsunuz Haydarpaşa Gar Binası geçtiğimiz ay cayır cayır yandı.Yandı mı, yakıldı mı bunları çok tartıştık, hala da ufak ufak tartışılır. 




Pazar günü Uğur'la Galata'ya gitmeye karar verdik. Vapurla Karaköy'e giderken öncelikle Haydarpaşa'ya hayıflandık, sonra yıllardır orada duran liman işletmeleri hakkında konuştuk. Biliyorsunuz, Haydarpaşa ve civarı için düşünülen çeşitli dönüşüm planları var. Bunlar arasında en çok hassasiyet gösterdiklerimiz Haydarpaşa Gar Binası'nın bir otele döndürülmesi, liman işletmelerinin alanlarının da bu otele peşkeş çekilmesi. Buraya ne yapılsa güzel olur diye düşündük. Tabi ki ilk akla gelen her zaman bir kültür merkezi oluyor. Ama bence dikkate alınması gereken birşey var bu noktada. Türkiye ne yazık ki böyle büyük kültür merkezlerine ihtiyaç duyan bir yer değil. Haydarpaşa Binası gibi büyük bir bina, en iyi ihtimalle birkaç sene açık tutulabilir, sonra masraflarını çıkarmıyor diye kapatılır. Marmaray projesi ile görüyoruz ki artık…

Hikayeler

Merhaba;
Anlatılacak hikayeleriniz var değil mi? Şimdilerde nişanlar var, sonra da düğünleriniz yaklaşacak. Belki de bebeğinizin fotoğraflarının çekilmesini istiyorsunuz, Belki de sadece özel bir günün fotoğraflanmasını istiyorsunuz. Çünkü günler geçiyor, anılar bile zamanla unutuluyor. Sonra fotoğraflara bakıyorsunuz, unutulan anıları  yavaş yavaş hatırlıyorsunuz. 
Öyleyse bu hikayelerinize beni de dahil edin.  Hikayelerinizi beraber anlatalım. 
İletişim için: sezenyl@gmail.com http://sezenyildirim.blogspot.com/2008/12/dn-dn-dn.html

Heaven

Eskilerden ve Romantik....





Çok Güzel Tasarımlar

Bunları sabah Uğur'un attığı mailde gördüm. Gerçekten de çok başarılı tasarımlar var. Bir çay tiryakisi olarak süzgeçe bayıldım diyebilirim.
Devamı için sizi şurdan alalım. Klik

Ne buldum

Hayatta sinemada izlediğim ilk filmdi, 6 yaşında olmalıyım. filmi hiç hatırlamıyorum. zaten beni bırakacak kimse bulamadıkları için götürmüşlerdir annemler de. Bu filmin gerçekliğinden bile şüphe ediyordum ben. Hem de Oscar almış iki tane.  Bulup izlemeliyim.




http://www.imdb.com/title/tt0100470/

Tasarım

Az önce çok komik birşey okudum. Ünlü tasarımcılardan birisi, hadi kim olduğunu söylemeyeyim, birbirlerini kopyalayan tasarımcılara çok üzülüyorum, kopya işler yapmasınlar, bunu yapacaklarına aşçı, doktor gibi meslekler seçsinler demiş. Sayın tasarımcı, tasarıma sonsuz saygı duyuyorum ama Allah aşkına ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Metrelerce kumaştan elbise yapmak için aldığın eğitimle, insanları hayatta tutmak, sağlıklı tutmak için aldığın eğitimi kıyaslayabilir misin? Yok artık, modacı olamazsanız bari doktor olun da denmez ki. Yuh!!

Türk Diziciliği Üzerine

Merhaba;
Genelde pazar günleri bu saatte flüt çalışmasında oluyorum. Saat 10.35. Sabah erkenden kalkıp oraya gitmek çok zor geliyorsa da gittiğim zaman o kadar mutlu oluyorum ki, her seferinde kendimi gidince hissedeceklerini düşün diye motive ediyorum. Ama bugün Uğur'un çok ateşi çıktı. Hiç birşey yiyip içmiyor, sadece uyuyor. Ben de oturdum, hasta kocama bakıyorum. Ben mesela hasta olursam genelde ateşim çıkmaz. Ateşimin çıkması için çok hasta olduğum anlamına gelir gerçekten de. Uğur ise hızla ateşi çıkan insanlardan. Boğazı şişmez, burnu çok akmaz falan ama ateşi yükseliyor. Bu da halsizliğe sebep oluyor tabii ister istemez. Neyse akşama kadar toparlar umarım. Yarın iş var ne de olsa. 
Bir süredir yazmak istediğim bir yazı vardı. Muhteşem Yüzyıl dizisi de buna vesile oldu. Türk dizileri çok izlemekten de keyif aldığım yapımlar olmuyor. Eski nostaljik dizlerimiz vardı bilirsiniz, Bizimkiler, Süper Baba, Perihan Abla gibi. Bir müddet sonra dizi defteri kapandı. Sonra tekrar başlad…

Oğlunuz Erdal

Oğlunuz Erdal belgeselinin gösterim tarihleri- İstanbul için:


05 OCAK ÇARŞAMBA 
MARMARA ÜNİVERSİTESİ - ANADOLU HİSARI
10 OCAK PAZARTESİ 20.00
NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ / KADIKÖY
14 OCAK CUMARTESİ 14.OO
KUMBARACI 50 SAHNESİ / BEYOĞLU
24 OCAK PAZARTESİ 20.OO
NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ / KADIKÖY
03 ŞUBAT PERŞEMBE 20.00
BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ - KADIKÖY


http://oglunuzerdal.org/

Sergiler

Size dedim, yazı bombardımanı ile geliyorum:) Öncelikle sergiler ile başlayalım mı? Şu aralar İstanbul'da görmek istediğim üç sergi var:


1) Pera Müzesi:  Frida Kahlo-Diego Rivera: Esasında resimden pek anlamam. Biraz Van Gogh bilirim, anlarım. Dali'ye, Picasso'ya büyük saygım vardır, ama eserlerini anlamak benim için biraz zor. Frida ise herşeyden önce acayip bir kadın bence. Acayipten kastımsa gerçekten acayip:) Anlaşılamaz, değişik. Viyana'da gerçek bir Klimt görünce heyecanlanmadım ama Van Gogh görünce heyecanlandım. Şimdi de Frida Türkiye'de olduğu için çok heyecanlıyım ve bir an önce görmeliyim:)


2) İstanbul Modern: Kutluğ Ataman-İçimdeki Düşman: Bu sergiyi billboardlardan gördüm, hakkında bi fikrim yok. Ne olduğunu okumadım. Okumayacağım da. Gidip göreceğim sadece. Modern sanat enteresan bir deneyim. Bilgisiz gitmek doğru oluyor mu bilmiyorum ama kendimi o görsellerin içine atma ihtiyacı duyuyorum.


3) Notre Dame de Sion: Ara Güler- Eller ve Yüzler: Ara Güler işt…

Yeni Yıla ve Eski Yıla Dair

Merhaba;
Uzun bir süredir kendimde değilim biliyorsunuz. Doktora yapmak dertli bir süreç, özellikle de yeterlik sınavı denilen sınav nedeniyle. Ne yazık ki eğitim sistemimiz insanları sürekli elemek üzerine kurulu. Sürekli sınavlardan geçmezsek kendimizi asla yeterli bulmuyoruz. Yeterlik sınavı da bir değil iki değil tam üç aşamalı bir sınav. sonuç olarak günümü geceme katarak çalıştığım bu sınavdan, burada bahsetmek istemediğim bir takım şeyler sonucunda kaldım ve yetersiz bulundum. Şimdi Mayıs ayında yapılacak sınava çalışmak durumundayım. Neyse ki gene yalnız değilim. Bu nasıl bir teselli bilmiyorum ama, sınava beraber girdiğimiz üç arkadaşım daha benimle beraber.  Şimdi biraz ara verdim. Bir tane daha endüktans, devre görecek halim yok. Kusucam yani. Bir müddet çalışmayı hiç düşünmüyorum. 
Peki bu elimdeki süreyi nasıl değerlendirmeliyim? Öncelikle evle ilgili yapmak istediğim pek çok şey var. Bunların başında da resimlerin ve fotoğrafların duvarlara asılması, düğün fotoğraflarının …