Ana içeriğe atla

Koşuyorum

Evet ben de inanamıyorum ama bir çaba var. Basketbol oynadığım dönemlerde bile en sevmediğim iş koşmaktı. Koşmak demeyin de ne derseniz deyin. Sahanın etrafında 10 tur derlerdi mesela. Nefret ederdim. Ama Amerika'da işler değişti. Bir kere her şeyden önce koşan onca insanı gördüm ve şaşırdım. Herkes koşabilirmiş gibi geldi. Tam ufak ufak ya acaba bende mi koşsam demeye başladım, havalar soğudu, karlar yağdı etraf buz oldu. Dur dedim Sezen, düşüp kolunu başını kırma vallahi doktor masrafının altından kalkamazsın. Sonra bahar geldi, ben Türkiye'ye döndüm ama koşmak aklımın bir köşesinde. Zaten 5 kilo almışım mutsuzum. (Neyse ki gitmeden vermiştim 5 kilo) Sonra öğrendim ki Uğur'un kuzenleri salı-perşembe parka çıkıyorlar. Koşmak için değil ama çok tempolu yürüyorlar. Önce onlara katıldım.  Aklıma Avrasya Maratonu geldi. 10 km koşabilir miyim acaba dedim? Ve başladım. Beni kıskanan Uğur'da başladı. Nike'ın uygulamasında çeşitli çalışma programları var. 10 km ve başlangıç seviyesini seçtik. 8 haftada bizi 10 km koşturacağını iddia ediyor program. Şimdi 4. haftadayız. Koşma hızımızın arttığını görebiliyorum ama gene de koşmayı sevmiyorum. Adımları sayıyorum bitecek diye.Umuyorum ki bir gün zevk alarak koşmayı da öğreneceğim.  Ama Avrasya için inat ettim, bunu yapacağım dedim. Belki daha da iyi koştuğumda daha çok severim bilmiyorum. 

Spor yapmayı seviyorum ama sebat etme sorunum var. Yoga, bisiklet, yüzme, yürüyüş, koşu. Hepsini deniyorum, hepsini yapıyorum ama sonra bir bakıyorum hepsi yarım. Mesela bu yaz bisiklete çok çok az bindim. Ama tesellim sporun hep bir şekilde olması hayatımda.  


İlk hafta kolaydı, Bakmayın siz Run 4.8km dediğine onu parça parça koşturuyor. Hatta ilk başlarda bir dakika koş bir dakika yürü diyor. Tabii o süre olayı biraz sıkıcı. Cumartesi günü 6.4 koşmadım değil ama beğenmedi nedense:D Yazılımsal bir hata olsa gerek. 

İkinci haftada da pek sorun yoktu. Güzel güzel devam ettik. 

İşte problem burada başladı. 18 Eylül'de (Perşembe günkü dinlenmeyi Cuma'ya aldığım doğrudur:P) 2.4 km koşarken karnımda inanılmaz bir sancı hissettim. Ne oluyoruz yahu dedim kendi kendime ama bir yandan da diyorum ki ben koşuyorum ya, bağırsaklarım da bir hareketlenme olması normal. Gazdır gaz. Birazdan geçer.(Esasında bu ağrıyı kadınlar için çok güzel ifade edebilirim. İnanılmaz şiddetli bir regl ağrısı) Koşmayı bıraktım, yürümeye başladım. Uğur istersen dönelim dedi. Yok dedim devam edelim. Ama parkın kapısına geldiğimde dayanamayacak durumda hissettim kendimi. Bir de o gün hava çok soğuktu ve hatta yağmur falan yağmıştı. Üstümdekiler de ıslandı, rahatsız oldum. Ben dönüyorum dedim. Ev parka 5 dakika mesafede ve 300 metre falan kala sancıdan bayılacaktım. Acaba Uğur arabayı mı getirse diyorum ama sonra onu bekleyene kadar eve yürürüm diye düşünüyorum. Bir taraftan da kusmak üzereyim. Acaba asansöre binmesem mi ne olur ne olmaz biraz daha sokakta durayım diyorum. Neyse kazasız belasız eve çıktım ve sıcak duşa attım kendimi. Yoğurt ve muz yemiştim koşmadan önce, heralde ondan oldu dedim. Cuma günü koşmadım ama cumartesi gene aynı şey oldu. Gene koşuyu bırakıp geri döndüm ama bu sefer sancı dayanılabilirdi ve eve dönerken bile geçmişti. Bunun üzerine bu haftaki koşularda eve dönmemeye başladım. Bir süre dinleniyorum ve sancı geçince koşmaya devam ediyorum. 

İnternette biraz araştırdım, genelde nefesin uygunsuzluğundan ve kondisyon eksikliğinden oluyormuş.  Bakalım zamanla açılacağımı düşünüyorum. Özellikle bu konuda tavsiyeleriniz var mı? Siz koşuyor musunuz?




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim.
Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım.

Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına resim dersleri v…

İçinden Deniz Geçen Şarkılar

Bülent Ortaçgil'e büyük bir aşk besleyen bir insan değilim. Ama yeni albümünün çok başarılı olduğunu okuyunca birkaç yerden ben de aldım. CD'yi alalı neredeyse iki ay oldu. Birkaç dinleme denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Yeterlik sonra belki sakin sakin iyi gelir dedim ama kafam o kadar doluymuş ki hiç anlamamışım. Sonra da kaldırıp bir kenara koydum. Geçenlerde iphonedaki müzikleri değiştirirken bunu da eklemek istedim. Nasıl yaptıysam iki kere Bulutsuzluk Özlemi eklemişim ama Bülent Ortaçgil'i eklemeyi becerememişim. En sonunda tekrar update ettim önceki gece şarkıları. Dün de flüt dersine giderken dinledim bütün albümü. Derse saat 5 gibi gittim. Yürüyerek gideyim bari dedim. Hava ılıktı. Akşam üstünün romantizmi vardı, kulaklarımda da muhteşem melodiler. Bütün parçalarda bir deniz özlemi, balıkçılar, adalar, su altı, balıklar....Yani her parçanın içinden deniz geçiyor. Tadımlık olarak dinleyin ve hemen bu CD'yi edinin bence.
Biterken karanfilli çay içiyorum. Mis gi…

Kumaş-Gelinlik-Gelinlikçi

Şimdi efendim biliyorsunuzdur belki, ben yakında evleneceğim. O yüzden de pek tabi ki bir gelinliğe ihtiyacım var. Taa Ocak ayıydı, annem İstanbul'a gelmişti. Ben de fırsat bu fırsat deyip Pronovias, Vakko, Beyaz Butik ve Weddies'den randevular almış, çeşitli gelinlikleri giyip çıkarmıştım. Hiçbir şey tam olarak içime sinmemişti. Gelinlikle ilgili genel sorunum kuyruklar, uzun duvaklar, danteller ve işlemeler. Yani esasında genele baktığımızda bu elbiseyle biraz sorunum olduğu aşikar. Neyse sonuç olarak birşeyler bulunmalı illaki. Sonra bir gün aradığım gelinliği buldum. Bulunca da bu çılgın arayış sona ermiş oldu. Ama sadece teoride. Çünkü gelinlik özel tasarımdı. Gidip bir yerden alamıyordum. Bunu da bir şekilde aştık, Uğur'un annesi ve teyzesi dikeceklerini söylediler. Geriye sadece tülü bulmak kaldı. Gelinliğin kumaşı değişik bir organzeden. Bu tür kumaşlar Eminönü ve Nişantaşı'nda satılıyormuş, öncelikle Eminönü'ne gittik. Ve sonuç olarak anladık ki bu kumaş …