16 Nisan 2012 Pazartesi

Huckleberry Finn

....
It's lovely to live on a raft. We had the sky, up there, all speckled with stars,and we used to lay on our backand look up them, and discuss about whether they was made or only just happened-Jim he allowed they was made, but I allowed they happened; I judged it would have took too long to make so many. Jim said the moon could a laid them; well that looked kind of reasonable, so I didn't say nothing against it, because I've seen a frog lay most as many, so of course it could be done.
....








The Adventures of Huckleberry Finn. Mark Twain, Collins Classics. Pg:115, 2010




Kaynak: http://thesop.org/story/20110105/outrage-new-version-of-huckleberry-finn-to-replace-nword-with-slave.html

3 Nisan 2012 Salı

Trendyol

EDIT: Twitter üzerinden aldığım bilgiye göre her üç üründe ellerine ulaşmış, en ksıa sürede kargoya vereceklermiş. Hadi bakalım.


Gördüğüm lüzum üzerine bu yazıyı kaleme alıyorum. 

Geçen sene Aralık ayında Trendyol'dan birşeyler aldım. Elbise falandı. Yanlış hatırlamıyorsam üç parçaydılar. Öncelikle ürünler vaat edilen tarihte elime gelmedi, hatta son teslim tarihine doğru biz tedarikçiyle sorunlar yaşıyoruz en kısa sürede size ürünlerinizi yollayacağız dediler. Sonra aldıklarımın bir kısmını tedarik edemediklerine karar verdiler ve paramı iade ettiler. Geriye tek bir parça kalmıştı, bir hayli geçtikten sonra artık onu da tedarik edemeyeceklerini anladılar, paramın geri kalanını da iade ettiler. Bu süreçte hayli uyuzlandım, onlar parayı hemen kartımdan çektikleri için ben de ödemiş oldum. Sonra ertesi ay iade ettiler falan. Böylece saçma bir prosese girmiş oldum. Sonuçta param benim cebimde dursun neden senin hesabında dursun ki değil mi? Bu yaptıklarından sonra bana 20 liralık bir hediye çeki verdiler, onunla da daha önce yazdığım ceketi aldım. Elime hemen ulaştı çünkü ürünler kendi ürünleriydi. Stoksuz çalışmıyorlardı. İyi neyse böyle aksilikler oluyor arada dedim. 

Mart ayında haftalardır her yerde baktığım kot gömleği gene Trendyol içinde bir markada gördüm, hem de istediğim fiyatlar dahilindeydi. Alayım ben bunu dedim. arada bir kazak ve bir elbise daha aldım. Bu alışverişten iki gün önce de Markafoni'den bir ayakkabı aldım. Ayakkabı belirtilen sürede elime ulaştı ama Trendyol'un ürününden hala ses seda yoktu. Ben bu ürünleri aldıktan iki gün sonra gene aynı marka vitrindeydi bu arada. Ya dedim iki gün arayla vitrine çıktılar, elbet gelecektir ürünler. Sanırım artık 3 Nisan'a kadar ürünleri kargoya veremeyeceklerini anladılar, 30 Mart'ta kusura bakmayın tedarikte sorun yaşıyoruz mailini gönderdiler bana. Arada Twitter'da noldu bizim ürünler babında birşeyler söyledim ama cevap veren olmadı. Sosyal medyadan da anlaşılanın bu olduğunu gördük, orda adımız olsun yeter. Oldu anam. Gene de beklemeye devam ettim ama artık bugün yeter bee dedim. Çünkü aynı markayı gene vitrine koymuşlar. Arkadaşım ben bunu anlamıyorum. Sen daha 20 gün önceki siparişi tedarik edemedin, neden bu adamla gene çalışıyorsun? Anladım ki Trendyol'un hiç umrunda da değiliz yani. Bunun üzerine aşağıdaki maili yolladım. Ürünler elime mi geçecek, iptal mi olacak ne olacak bilmiyorum ama bu işlem sonlanır sonlanmaz üyeliğimi iptal edeceğim. 

Ne yazık ki iş Amerika'dan bir fikri alıp gelip burda yapmakla olmuyor. Adam gibi çalışmak gerekiyor. Daha dün okudum, Amerika'da Groupon firması sattığı kuponların son kullanma tarihi yüzünden dava edilmiş. Detayları da şurda: http://www.reuters.com/article/2012/04/02/groupon-settlement-idUSL2E8F2EOK20120402

Sayın yetkili;


Daha önce de benzer bir durum yaşamıştık, sipariş ettiğim ürünleri önce tedarik etmekte sıkıntı yaşadığınızı belirttiniz, sonra da siparişimi iptal ettiniz. Sizinle beraber diğer alışveriş sitelerini de kullanıyorum, hiçbirisinde bu tür bir problemle karşılaşmadım. Bu tür sorunlarınızı çözemeyeceğiniz çok açık görünüyor. Ne yazık ki online dünyada insanların sizi çok kolaylıkla yok sayacağını anlamalısınız çünkü alternatifsiz değilsiniz. Bir çok alternatifiniz var, hatta size gerek duymadan AVMlerde bile indirim zamanı alışveriş yapabiliriz. aldığınız 5 lira kargo parası ile de bir kahve içeriz artık üstüne. İşin komik yanı şudur ki, ürünlerini tedarik edemeyen bir teslimatçıyla gene çalışıyorsunuz. Addax markası bugün de gene Trendyol'da satışa sunulmuş. Yani esasında müteri memnuniyeti falan pek umurunuzda değil. Bu arada tedarik edemediğiniz, ve edip edemeyeceğinizin de belli olmadığı ürünlerimin parasını kredi kartımdan peşin peşin çektiniz, ben de onları hesap kesimimden sonra ödedim. Ürünü tedarik edemeyince iade edeceksiniz kartıma ama açıkçası bu pek çok kredi kartı kullanıcısının hoşuna giden bir yöntem bile değil. Paramın kartımda pozitif bir değer olarak kalmasındansa hesabımda kalmasını tercih ederim.

Özellikle bugün aynı markayı tekrar vitrine koymanızdan sonra, Trendyol sitesinden bir daha alışveriş yapmamaya karar vermemi sağladığınız için teşekkür ederim. Müşteri memnuniyetinden bu kadar bihaber çok az kuruluş vardır, siz de bunlardan birisiniz.

Ürünlerimi tedarik edemeyecekseniz lütfen siparişimi iptal edin.

İyi çalışmalar.
Sezen YILDIRIM

2 Nisan 2012 Pazartesi

Son Zamanlarda

Merhaba;


Uzun zaman oldu tabii, o oldu bu oldu şu oldu diyeceğim manasız mı gelecek bilmiyorum.Önce annem Beyrut dönüşü bize uğradı, beraber bir kaç gün geçirdik. Sonra da okuldaki işlerden kafamı çok zor kaldırdım. Dönemi ortaladık, sınavlar, sınav kağıtları, gözetmenlikler, proje ve tabi ki bir de tabii kendi çalışmalarım. Neyse bunlar işşin gereklilikleri. Bir şekilde yapılıyorlar. Açıkçası işle ilgili çok söylenmeyi, çok yorgunum çok bitkinim bla bla bla demeyi hiç sevmem. İş iştir. İstemiyorsan yapma. Bas istifanı otur evinde. Bir de ne zaman işimden memnunsuz olsami ki ben de insanım oluyor bunlar, maden işçilerini falan düşünüyorum. Utanıyorum. 


Gelelim son zamanlarda olanlara. Esasında kitaplarla ilgili challenge yarım kaldı, onu tamamlayacağım. Ama orda da öncelikle son okuduğum kitap kategorisindeki Necib Mahfuz'a haksızlık etmeden uzun uzun yazmak istedim. Bitecek ama merak etmeyin. 


Annem burdayken yaptığım en önemli etkinlik Van Gogh Alive sergisine gitmekti. Havanın da nispeten sıcak olduğu günlerden birisiydi, üşümeden rahvan rahat gidip geldik. Van Gogh benim kesinlikle en sevdiğim ressam. Amsterdam'daki müzesine gidip ordan çıkmamak istiyorum Viyana'da da Belvedere'de küçük bir  çizimini görüp aşırı heyecanlanmıştım. Alive deneyimi ise bambaşka bir şey. Van Gogh'un yaptığı sanat evet ama bu deneyimde başlı başına bir sanat. Kronolojik olarak yaptığı resimlerle beraber bi müzik ziyafetinin içine giriyorsunuz. Kah sokak kahvesinde çay içiyorsunuz, kah yıldızlı gökyüzüne çıkıyorsunuz. O dengesiz ruh hali içinize işliyor. İnanlmaz gerçekten de. Mutlaka ama mutlaka gidilmesi gereken bir etkinlik. Ortam tamamen karanlık,  fotoğraf çekmek büyük çile. Artık olduğu kadar. 







Dün Hunger Games'e gittik. Ne beğendim ne beğenmedim. Kitaptan ayırarak bakmaya çalışınca bile bazı şeyler eksikti gibi geldi bana. Ama gene de izlenebilir bir filmdi, önerebilirim. Bugünse Take Shelter'ı izledim. Çok enteresan, hayli yavaş tempolu ama bir o kadar da gergin bir filmdi. Filmde iştme engelli kızının sağlıklı olması için müzadele eden bir ebeveyn görüyoruz. Sonra hayatları adamın gördüğü garip rüyalar yüzünden alt üst olamay başlıyor. Rüyalarında hep bir fırtınanın yaklaştığını, bu yüzden de arka bahçedeki sığınağın tamir edilmesi gerektiğini görüyor adam. Bir taraftanda annesine 30lu yaşlarda şizofreni teşhisi konulduğu için ve kendisi de 35 yaşında olduğu için olayların gidişatından çok etkileniyor. Tam şu olacak diyorsunuz, o oluyor aa olmasaydı diyorsunuz bu sefer öteki olasılık oluyor falan. Adam şizofren mi, değil mi, fırtına gerçek mi, değil mi derken 2 saat geçiyor. Esasında biraz kısaltılsaymış daha rahat izlenebilirmiş ama. Michael Shannon çok iyi bir performans sergilemiş. Bence 2011 yapımı bu filmi kaçırmayın. 


Bir de baharın gelmesi demek taze sebze meyveye ulaşmak demek sonunda. Şuradaki tarifleri okurken aklıma şu geldi. Eskiden ben de hayli doğaçlama yemekler yapardım. Yemek çeşitliliğim çok fazlaydı. Aklıma ne gelirse yemeğin içine katardım. Ama evlendikten sonra bu iş böyle olamadı. Uğur'un hayli sıkıcı bir beslenme düzeni var. Esasında değişikliklere tamamen kapalı değil ama pek çok sebzeyi sevmiyor. Bir çoğuna da içinde et var diye katlanıyor. Örneğin ıspanak gibi. Yemeğin içine farklı bir şeyler katsam koklar, bu ne diye sorar, çoğunlukla suratını asar. Açıkçası bu da benim doğaçlama yapma isteğimi köreltiyor çünkü ben de yemek yapmayı sevsem de, yaptığım yemeğin birkaç gün yenmesini istiyorum. İşten eve gelip tekrar yemekle uğraşmak istemiyorum. Ama işte Uğur beğenmeyince bir de ona tekrar yemek düşünmek zorunda kalıyorum falan. Ama bu sitedeki yemekleri görünce gözlerim yuvalarından çıktı. Tekrar doğaçlama, merhaba bahar yemekleri diyorum. Bu arada sitedeki enginarlı sulu köfteyi yaptım, ki Uğur enginarları yemedi tabi ki, yemek inanılmaz lezzetli oldu. Ben genelde bu kadar karışık yemeklerden yana değilimdir, ama bu çok güzeldi. Bir de ekşi mayalı ekmek meselesine takıldı kafam. Cafe Fernando'da çok detaylı tarifler  var ama fırına giren tencere meselesine takıldım. Çok merak ediyorum bir yandan da. Fikri olan var mı bu konuda? 


Bir de şehre film festivali geldi. Ben film festivaline çok mesafeliyimdir. Açıkçası sevmezsem filmi izlemeye devam etmek istemem. Ama festivalde çıkıp gidemiyorsun da. Hayat çok zor. Seçtiğim bir kaç film var, Bir yandan da gitmek istiyorum. Mesai saatleri dışında tam bilet 15 lira, öğrenci 9. Mesai saatlerinde her ikisi de 5 lira. Ben bilet fiyatlarına biraz fazla buldum. İki kişi 24 lira, bir de üstüne Biletix haraçlarını da ekle 30a vurur o. E o kadar paraya zaten evde izlerim. Şimdi kabul ediyorum sinemanın büyüsü evet. Ama 30 lriadan kaç filme gidebiliriz ki? İKSV'nin pek çok şeyde fiyat politikası biraz yüksek geliyor bana. Ama hadi tiyatro festivalini, cazı falan anlıyorum da en masrafsız şey sinema değil mi? Neyse bu seçtiklerimden bir yada iki tanesine gidebiliriz belki diye düşünüyorum. 


Bugün güzel bir yerde fotoğraflar çektim  ama onlar yarına kaldı galiba. Geç oldu artık.


Yarın pazartesi, hepinize çok kolay gelsin güzel bir hafta geçsin.


İyi geceler.