Bu aralar ofiste ayvalı ıhlamura taktım. Doğadan'ın bitki çaylarını genel olarak beğeniyorum. Evde tercih etmem ama ofiste içmek için başarılılar bence. Evde ise taze taze kendimin demleyeceği çayları tercih ediyorum tabi ki. Bir aralar çok düşkündüm, sonradan yavaş yavaş azalttım. Doğadan'ın ayvalı ıhlamuruna gelince, kokusu tadından daha güzel hatta sadece kokusu için bile bazen bir bardak içtiğim oluyor. Odamın içi de mis gibi kokuyor. Tavsiye edebilirim, ama tabi ki evinize gidince bir ayvanın kabuğunu ve birkaç dilim de ayvanın kendisini, elma kabuğu, tarçın, karanfil ve zencefil koyarak kaynatacağınız bir ıhlamurun yerini tutmayacaktır. Bu arada bitki çaylarının kaynatılmaması, demlenmesi gerektiğini biliyorum, ama ıhlamuru kaynamış hali ile o kadar çok seviyorum ki, demlemiyorum, genelde kaynatıyorum:(
Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler. Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...
Yorumlar
Yorum Gönder