Ana içeriğe atla

Kitap Günü #10 Hayatımı Değiştiren Kitap

İyi geceler;


Biraz 12'yi geçti saat ama sayılmaz henüz bence:) Mart ayı geldi. Kar yağıyor tabii, bence yağsında sorun değil. Ama ufaktan bir bahar kıpırdanması da yok mu bünyelerde? Bence var. Neyse konumuza dönelim. Bugün hayatımı değiştiren kitabı konuşacağız. Esasında bu soruyu  biraz manasız buldum. Her kitap içimize işler, hayatımıza irili ufaklı izler bırakır. Yani her kitap hayatımızı değiştirir. Hayatımı değiştirdi diyeceğim kitap ne olabilir diye düşününce son zamanlarda okuyup çok etkilendiğim iki kitap geldi aklıma. Birincisi Murakami'nin İmkansızın Şarkısı kitabıydı. Detaylarını şurada anlatmıştım zaten. İmkansızın şarkısı saflığı ve kırılganlığıyla içime işledi. Umudun hep olabileceğini düşündürttü, olmadığı yerde insanların sarsılacağını çok yalın bir biçimde gözler önüne serdi. Diğer bir kitapsa İmkansızın Şarkısı'na yakın bir zamanda okudğum Patti Smith'in Çoluk Çocuk kitabı oldu. Çoluk Çocuk'ta hayallerinden asla vazgeçmemen gerektiğini, çok çalışırsan, kendine inanırsan istediğini elde edebileceğini gösterdi bana. Üstüne bir de Nasuh Mahruki'nin Bir Hayalin Peşinde'yi okudum. Onlarla ilgili detaylı yazm da burada, daha önce okumuştunuz. Açıkçası bu üç kitabı da zor bir dönemden geçerken okudum, önümde meşale oldular diyebilirim. Biraz kendimi toparlamama yardımcı oldular. Hayatımı değiştirdiler mi bilmiyorum ama hayatımı sarstıkları kesin. 

Esasında şimdi bu sorunun cevabını sizden de duymak isterim. Hayatınızı değiştiren kitaplar var mı? Hangileri?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

MSA'da Pişirdim Evime de Getirdim

Merhaba; Toplanın şöyle etrafıma size çok güzel bir deneyim anlatmak istiyorum. Geçen hafta Seyahatperest Özge 'nin davetine uydum. Mutfak Sanatları Akademisi 'nde İtalyan Yemekleri Workshop'ına gideceğim benimle gelmek isteyen var mı dedi? Yemeklere baktım. Menüde el yapımı deniz mahsüllü fettucine, kuşkonmaz çorbası ve Marble cheesecake, amaretto ve bitter çikolatalı vardı. Kuşkonmaz çorbası ile ilgili bir fikrim yoktu, cheesecake ile zaten aram yok ama deniz mahsüllü fettucine beni can evimden vurdu. Zaten önceki hafta internette birkaç tarif okumuştum ama açıkçası hangisini pişireceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir de bu deniz mahsülleri ucuz değil sonuçta. Benim de yemekle çok iyi bir ilişkim olmasına rağmen çok vardır beceremeyip çöpe atmak zorunda olduğum yemekler. O yüzden de bu deniz mahsüllerine hep mesefali yaklaştım. Neyse. Menüyü görünce buna ben gitmeliyim dedim. Sağ olsun Özge'nin kedileri de öyle düşünmüş. Pazartesi workshopa katılmak için benim gid...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...