Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bağlanma-Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları

Merhaba; Bu haftanın kitabını esasen çok da incelemeden aldım. Kafası Karışık Bir Anne'nin bloğunda okuduğunu görmüştüm ve hemen Kindle'a indirdim. Ki burda şu dolar ile ilgili ağlamak istiyorum. 14 dolarlık kitaba 70 liraya yakın para vermiş oldum. Kitabı esasında ebeveyn - çocuk bağlanması olarak düşünmüştüm çünkü kitabın adına dikkat etmemişim. Oysa kitap gerçekten yürümeyen ilişkiler üzerinden ilerliyor. Yazarlar gerçekten tanıdıkları ve inelendikleri ilişkiler üzerinden verilen örneklerle bağlanma teorisini anlatıyorlar. Benim yürümeyen bir ilişkim yok ama kitap benim için bir kaç yönden ufak açıcı oldu. Birincisi kendimin bağlanmasının güvenli ve kaygılıarasında gidip geldiğini fark ettim. Belki daha çok güvenliye yakın ama kesinlikle kaygılı olduğum durumlar da var. Ayrıca çevremdeki başka insanları da inceleme fırsatı buldum. Bazı insanlarla ilişkilerimin neden yürümediğini, o insanların neden hayatta bazı noktalarda takılıp kaldığını anladım. Ç...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...

Haftanın Kitabı - Kalemi

Merhaba; Sorup duruyorsunuz bana "Sezen haftanın kitabı kalemi yazıları ne oldu" diye. Okuyorum da yazamıyorum ama sizin için eklemeye çalışacağım diyorum ama ısrarla gelen sorular yüzünden bu hafta hadi dedim sizinle neler okuduğumu paylaşayım Şaka yahu. Kimsenin bir şey sorduğu yok:) Olsun ben gene de yazayım. Paul Auster'ın 4 3 2 1 kitabı ben Eskişehir'deyken çıkmıştı ama 1200 sayfa mı neydi. Dedim o kitabı alıp okuyamam. Ama Kindle versiyonunu aldım. Barış uyurken okumaya çalışıyorum, ben de uyuyakalmazsam. Kalem de Kaweco Perkeo. Esasında gene başlangıç seviyesi ama sevimli bir kalem. Artık sanırım bu seviyede plastik kalemler almayacağım. Reçine kalem istiyorum. Bakalım. İşe girersem:) Siz neler okuyorsunuz?

Goodreads Reading Challenge 2017

Hadi gene bir okuma değerlendirmesi yapalım. 2017 kitap hedefim malum sebepten dolayı 20ydi. 30 tane okumuşum. Okuduğum kitapları aşağıda görebilirsiniz. Bazılarını yazdım tabi ki. En beğendiklerim John Steinbeck'in Tatlı Perşembe'si ve Cennet Çayırı oldu. Labirentindeki General beni nasıl sıktı,nasıl boğdu anlatamam.  Gözyaşı Konağı hayal kırıklığı oldu, oysa Sarmaşık ne güzel kitaptı.  Hikayeci şaşırtıcı derecede güzeldi ama Eve Dönüş Şarkısı eh işte dedirtti. Başlangıç bence Dan Brown'un Kayıp Sembol'den sonra en kötü kitabıydı. Yazmasa mı acaba artık? Yedikuleli Mansur İhsan Oktay özentisiydi. Yazar daha derli toplu yazsa daha kolay okunabilirdi.  Kongo'ya Ağıt heyecanlıydı. Devamı olacak mı acaba? Ebeveyn kitaplarını edebi değerlendirmenin dışında tutuyorum tabi ki. Körburun fena olmayan bir ilk romandı ama yazara hayran kalmadım. Last Night at Chateau Marmont korkunçtu. Diğerleri hep eh işte düzeyinde.  2018 hedefim kaç kitap olsa aca...

Okuduğum Ebeveyn Kitapları

Merhaba; Sizlere birazcık hem hamileyken hem de hamilelikten sonra okuduğum kitaplardan bahsetmek istiyorum. Hep mi roman okuyalım canım? Yeni Annelere Mucize Çözümler - Tracy Hogg: Bu kitabı hamileyken okudum. Aaa dedim ne kadar güzel, uygulanır ki bu. He gülüm hee. Şimdi Tracy abla diyor ki bebeğinizi bir rutine sokun. 2.5 saatte bir yedirin, oyun oynayın, uyutun, geri kalan sizin zamanınız olsun. EASY (Eat, Activity, Sleep, Your Time) Hee gülüm hee. Çünkü bebekler de böyle programlı doğuyor değil mi? Bir kere buna uyabilmesi için bebeğinizin hiç meme istememesi lazım. Anne sütü 1 saatte falan sindiriliyor ve bebek çok küçükken daha fazla açlığa zaten dayanmıyor. Benim bebe 40 dakika uyuyor. 3 4 saat uyanık kalıyor falan. Olmuyor yani. Teoride desen zehir gibi, pratik dersen sallanmakta. Tracy ablayla yollarımızı Barış gelince ayırdık:) Mahallenin En Mutlu Bebeği, Mahallenin En Mutlu Bebeğinin Uyku Kitabı - Dr.Harvey Karp: Bu da hamileyken okuduklarımdan. Bu k...

Haftanın Kitabı ve Kalemi

Merhaba; Bu haftanın kitabı geçen haftadan geliyor esasında. Uğur sonbaharda ekmek yapmaya karar verdi ve bir ekmek makinası aldı. O zamandan beri eve dışardan ekmek almamız sayılıdır. Gerçekten de evde kendi ekmeğini yapmak çok güzel, çok keyifli bir süreç. Hele çeşit çeşit ekmekle ryapabileceğinizi düşününce. Ben bu kitaba şans eseri denk geldim İdefix'te. Uğur'a güzel bir hediye olsun dedim. Yeşim Çınar'ın Evde Pişen Ekmek isimli kitabında ekmek yapmanın  abcsi, bilinmesi gerekenler ve çeşitli tarifler var. Bir de çeşitli ekmek - kurabiye arası tarifler var ki beni de onlar ilgilendirdi. Tarifleri uygulamak son derece kolay. Çoğunda şeker, yağ gibi kaçınmak  istediğimiz şeyler minimumda tutulmuş. 15gr. şekerle yapılan tarif var düşünün. Ayrıca tarifleri kitaptan takip etmek de çok kolay. Ekmek kısmında ise yerel ve uluslararası çeşitli tarifler var. Fırında veya makinada pişirmeye uygunlar. Eğer ekmekle ilgileniyorsanız bu kitaptan memnun kalacaksınız bence.  ...

Haftanın Kitabı - Kalemi - Kedisi

Merhaba; Bu aralar sanırım biraz İspanyol edebiyatına takılacağım. Yani alışveriş sepetim öyle diyor. Sepetin tamamını alır mıyım bilemiyorum ama.  Bu hafta Merce Rodoreda'nın Güvercinler Gittiğinde isimli kitabını okudum. İspanyol İç Savaşı öncesinden başlayıp sonrasına doğru devam eden bir kadının hikayesi bu. Natalie ve önce sevgilisi sonra kocası Quimet'i tanıyoruz. Quimet esasında bencil, sadece kendini düşünen ve kendi istediği gibi yaşayan bir adam. Hatta Natalie'ye Colometa diyor sırf böyle demek istediği için. Üstelik Natalie sevmiyor öyle çağrılmıya. Öte taraftan Natalie tuhaf bir kadın karakteri. Ezildiğinin de farkında ama hiç sesini çıkaramıyor. Quimet'i çok seviyor bence. Üstelik anne ve babasından da çok fazla ilgi göremediği için klasik bir sorunlu kadın karakteri olarak karşımıza çıkıyor. Ancak İç Savaş sırasında yaşananlar öylesine boğazıma oturdu ki.  Kitap kötü müydü derseniz hayır kötü değildi derim. Yalnız benim için şöyle bir sık...

Haftanın Kitabı - Kalemi

Merhaba; Şöye bir şey yapayım diyorum. Bakalım ne kadar sürdürebileceğim. Her hafta okuduğum kitabın ve o hafta en çok kullandığım kalemin bir fotoğrafını yayınlayayım size. Hatta belki kitabın eleştirisini de yazarım. Ama söz vermeyeyim, bazen okuduklarımı yazmak bile istemiyorum.  Bu haftanın kitabı Hal Edward Runkel'in Bağırmayan Anne Baba Olmak isimi kitabı. Bu kitabı Blogcuanne'nin blogunda gördüm. Hatta çevirmen Ebrar Güldemler bizzat kendisi yazmıştı yazısını. Yanlış hatırlamıyorsam birilerine tek  bir ebeveynlik kitabı önersem bunu öneririm bile demişti. Tabii biz de bir kaç haftaya anne baba olacağımız için hadi bakalım bu neymiş dedim.  Özellikle psikoloji, kişisel gelişim kitaplarında anladığım kadarıyla birinin işine yarayan birinin pek işine yaramayabiliyor. Bu kitap benim için ne yazık ki öyle oldu. Her şeyden önce bu kitabı okurken tam olarak faydalanabilmeniz için  en azından 2 - 3 yaşında bir çocuğunuz olmalı. Her bölümün sonund...

Goodreads Reading Challenge

Merhaba; 2016'nın başında Goodreads kullanmaya başladım. İnsanlar senede 52 kitap okuma hedefi koyuyorlardı kendilerine. Ben dedim ki 52 birazcık fazla, 40 olsun bari. Ve 40 kitap hedefimi de tamamladım. Bazılarını okudukça size de yazdım, bazılarını da yazmadım. Önümüzdeki sene hedef olarak 20 kitap koymaya karar verdim. Bunun sebebi de şu esasında. Gerçekten 40 kitabı bitirmek istiyorsunuz, baya da gaza getiriyor sizi ama mesela bir Karamazov Kardeşler kalınlığında kitabı elinize aldığınızda düşünüyorsunuz. Bu çok kalın, hedefime nasıl ulaşacağım? Resmen insanı daha ince kitaplar okumaya yönlendiriyor hedefe konulan çok fazla kitap:) O yüzden 2017 hedefim 20 kitap olacak. Daha çoğunu okuyana neden okudun demiyorlar sonuçta. (daha azını okuyanı da dövmüyorlardır diye düşünüyorum) Bu arada belki 40tan bir kaç kitap fazla olabilir okuduklarım. Mesela tekrar Harry Potter okudum bu sefer İngilizcesinden, ama yazmadım. Aynı şekilde bir kaç Hercule Poirot hikayesi de okudu...

Kalabalık Bir Kitap Listesi

Merhaba, İşte o kadar çok bilgisayar ile çalışınca eve gelip hiç istemiyorum bilgisayar açmak. Okunanlar birikiyor, izlenenler bile birikiyor. Gene de yapamıyorum işte. Bir taraftan da Goodreads biraz tembelliğe itiyor insanı galiba. Orda okudukça kısacık da olsa yorum yazıyorum, sonra bloga eklemeye de üşeniyorum. Her neyse. Bugün biraz boş zamanım vardı, hadi dedim en azından şu kitaplara el atayım. İzlenen çok bir şey yok nasılsa bu aralar. Yazmasak da olur kabilinden:) Kronolojik yazmayacağım ama listemdeki en üstteki kitapla başlayacağım.  1. Tesla'nın Kutusı - Samantha Hunt: Bu kitabı geçenlerde Uğur almış bana. Üzerinde Tesla görünce. Ne bilsin tabii çocuk:) Baya kötüydü. 1943 yılında, Tesla artık ömrünün son günlerini yaşıyor ve The New Yorker'da kalıyor. Louisa'da otelde kat görevlisi. Esasında açıkçası kitabın amacını hiç anlamadım. Louisa'nın babasının çok yakın arkadaşı zaman makinası yaptığını iddia ediyor. Louisa'nın hiç hatırlamadığı bir...

Okunanlar - İzlenenler

Merhaba, Bu sene Goodreads'e üye oldum, kendime de 40 kitap hedef koydum. Yalnız bir arkadaşımla konuşurken farkettim ki biraz fazla koymuşum hedefi. 30larda tutsam daha inandırıcı olacaktım. Bir de düşünüyorum da kaç kitap okuduğumuz çok göreceli bir kavra. Bazen mesela bir Jean Christophe Grange kitabına dalarız, yüzlerce sayfadır ama bir iki günde biter. Bazen de sadece yüz sayfa olan bir kitabı okumak bile hayli zaman alır. o yüzden okunan kitap sayısının çok da gerçekçi bir değerlendirme olmadığına inanıyorum. Bakalım sene sonunda nerede olduğumuzu göreceğiz. Geçtiğimiz haftalarda okuduğum iki kitap ve izlediğim iki filmle karşınızdayım şimdi de. Hazırsanız önce filmler. Brooklyn: Uğurla ikimiz çok büyük umutlarla oturmadık bu filmin başına. Çok büyük bir şeyde kazanmadık açıkçası. 1950lerde İrlanda'dan Brooklyn'e göç eden Eilis'in hikayesini anlatıyor film. Annesini ve ablasını İrlanda'da bırakıyor. O zamnalar Brooklyn yükselen bir yer değilm...

İki Kitap İki Film

Merhaba, Size bugün iki kitap ve iki filmden bahsetmek istiyorum. İsterseniz önce filmlerden başlayayım. Nadide Hayat: Çağan Irmak'ın filmlerini izlemeye çalışıyorum genelde. Arada kaçırdıklarım da oldu (Karanlıktakiler, Tamam mıyız?), çok tatmin olmadıklarım da oldu (Issız Adam, Prensesin Uykusu) ama genel olarak çizgisini sevdiğim bir yönetmen kendisi. Tabii Nadide Hayat gösterime gireli çok oldu ama ben ancak geçtiğimiz hafta gidebilmdim ne yazık ki. Nadide Hanım'ın eşi Noter Bey vefat ediyor ve Nadide Hanım bir anda evinde yapayalnız ve de hada da fenası bomboş kalıveriyor. İki çocuğu da büyümüş, hatta torunu bile neredeyse büyümüş. Tabii Nadide Hanım kendisini o kurstan bu kursa vuruyor ama işte kadın bir taraftan da deli. Öyle TSM koroları falan pek ona göre de değil. Şans eseri üniversite affını öğreniyor ve evlendiği için yarım bıraktığı Su Ürünleri Bölümü'ne hızlı bir dönüş yapıyor. Bir teknik gezi ile beraber olaylar gelişiyor. İşin içine bir de Yetki...