Ana içeriğe atla

Kayıtlar

koşuyorum etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Renksiz Tsukuru

Merhaba; Elimde çokça kitap var. Evet indirimlerden, fuarlardan her şeyden faydalandık. Bu okuma hızımla gidersem kendime 3 ay falan yetecek kitabım var diyebilirim. Söylemesi ayıptır iki günde iki kitap okudum da. Hahaha. O yüzden de bolca kitap yazısı gelebilir bu aralar. Murakami'den kopamıyorum gördüğünüz gibi. Şimdi de son kitabı ile karşınızdayım. Geçen ay 1Q84'ü okumuş ve çok fazla beğenmemiştim. Gelelim Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları'na.  Bu kitabı kitap klübümüz için okuduk ama merak etmiyor değildim. Hani belki bugün değil ama bu sene içinde okuyacaktım illa ki.  Bu sefer önümüzde farklı bir Murakami kitabı var. Kahramanımız Tsukuru 36  yaşında, son derece yalnız, istasyon inşa eden bir mühendis. Esasında her zaman böyle değilmiş ama lisedeki en yakın arkadaşları bir gün kendisine ortada hiçbir sebep yokken artık onunla görüşmek istemediklerini söylüyorlar. Bilirsiniz ilk arkadaşlıklar önemlidir. Bu terkediliş Tsukuru'yu ölü...

Son Zamanlarda

Günaydın; Son zamanlarda neler yaptım? Öncelikle tezimi teslim ettim. Önümüzdeki bir ay içinde sunmayı ve artık bu doktora çilesine son noktayı koymayı planlıyorum. Bir iş elinizde uzadıkça sıkıntı yaratıyor Daha önce yazmıştım, koşmaya başladım. Hatta geçtiğimiz pazar İstanbul Maratonu'nda 10 km koştuk. Tabi ki derece yapmak falan gibi bir derdim yoktu ama 66 dakikada 10 km beni bile şaşırttı. Kabul etmeliyim özellikle Tophane'yi geçtikten sonra çok yoruldum. Normalde 6 km civarında koşuyorum. 8 km falan gayet iyi gittim ama son 1.5 - 2 km zorlayıcıydı. Ama yaptım, oldu. Çalışmalarım devam edecek:) Esasında uzun uzun okuduklarımı yazmak istiyordum ama düşünüyorum da o kadar uzun yazmaya değecek pek bir kitapta okumadım. Kısa kısa yazayım.          1Q84 - Haruki Murakami: Şu meşhur kitap, Hani çantaya koysanız koyulmaz, yatakta okunmaz, okumak için rahle ister. Ben kitabı Kindle'dan okudum. Yoksa okumak gibi bir niyetim yoktu açıkçası. Kitapt...

Koşuyorum

Evet ben de inanamıyorum ama bir çaba var. Basketbol oynadığım dönemlerde bile en sevmediğim iş koşmaktı. Koşmak demeyin de ne derseniz deyin. Sahanın etrafında 10 tur derlerdi mesela. Nefret ederdim. Ama Amerika'da işler değişti. Bir kere her şeyden önce koşan onca insanı gördüm ve şaşırdım. Herkes koşabilirmiş gibi geldi. Tam ufak ufak ya acaba bende mi koşsam demeye başladım, havalar soğudu, karlar yağdı etraf buz oldu. Dur dedim Sezen, düşüp kolunu başını kırma vallahi doktor masrafının altından kalkamazsın. Sonra bahar geldi, ben Türkiye'ye döndüm ama koşmak aklımın bir köşesinde. Zaten 5 kilo almışım mutsuzum. (Neyse ki gitmeden vermiştim 5 kilo) Sonra öğrendim ki Uğur'un kuzenleri salı-perşembe parka çıkıyorlar. Koşmak için değil ama çok tempolu yürüyorlar. Önce onlara katıldım.  Aklıma Avrasya Maratonu geldi. 10 km koşabilir miyim acaba dedim? Ve başladım. Beni kıskanan Uğur'da başladı. Nike'ın uygulamasında çeşitli çalışma programları var. 10 km ve başlan...