Ana içeriğe atla

Kitap Günü #11 En Sevdiğim Yazardan Bir Kitap

En sevdiğim yazar kim diye düşündüm, düşündüm, düşündüm en sonunda buldum. Esasında kolay bir soru değilmiş. Zaman zaman bazı yazarlara takarım, sadece onun kitaplarını okurum, o dönem de en sevdiğim yazar olur. Ama neredeyse her kitabını iki kere okudğumi bazılarını daha bile çok okudğum yazarı buldum sonunda. Tabi ki daha önce size bu yazarın ipuçlarını verdim değil mi? JULES VERNE!!!



Jules Verne öncelikle müthiş hayallerin adamı. Aya Yolculuk, 80 Günde Devri Alem, İnatçı Keribar kitapları benim için en önemli kitapları sanırım. Robenson Amca'yı daha önce anlatmıştım zaten. Peki Jules Verne kitapları içinden size neyi seçtim derseniz ben size Aya Yolculuk'u seçtim. Çocukken astranot olmak istedim hep. Teleskop istedim, uzayda süzülmek istedim. Evet Aya Yolculuk benim aradığım fantaziydi tam da. Daha sonra büyüdüğümde kitabın çocuklar için olmayan normal bir versiyonunu tekrar okudum. (İthaki Yayınları bütün Jules Verne kitaplarını tekrar bastı, 5 lira gibi komik bir rakama da satılıyor bence hepsini katın kütüphanenize.) Tekrar okduğumda Gun clup üyelerinin mizah anlayışlarına da çok güldüm. Gerçekten de Jules Verne sadece fantazi dünyasının adamı değilmiş aynı zamanda müthiş komik bir adammış bence. 

Evet En sevdiğim yazardan bir örnek bu oldu. Görselde ise benim Hugo filmi ile gördüğüm 1902 yapımı bir film var. Vaoyage dans la lune.

Herkese iyi hafta sonları.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...

Bağlanma-Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları

Merhaba; Bu haftanın kitabını esasen çok da incelemeden aldım. Kafası Karışık Bir Anne'nin bloğunda okuduğunu görmüştüm ve hemen Kindle'a indirdim. Ki burda şu dolar ile ilgili ağlamak istiyorum. 14 dolarlık kitaba 70 liraya yakın para vermiş oldum. Kitabı esasında ebeveyn - çocuk bağlanması olarak düşünmüştüm çünkü kitabın adına dikkat etmemişim. Oysa kitap gerçekten yürümeyen ilişkiler üzerinden ilerliyor. Yazarlar gerçekten tanıdıkları ve inelendikleri ilişkiler üzerinden verilen örneklerle bağlanma teorisini anlatıyorlar. Benim yürümeyen bir ilişkim yok ama kitap benim için bir kaç yönden ufak açıcı oldu. Birincisi kendimin bağlanmasının güvenli ve kaygılıarasında gidip geldiğini fark ettim. Belki daha çok güvenliye yakın ama kesinlikle kaygılı olduğum durumlar da var. Ayrıca çevremdeki başka insanları da inceleme fırsatı buldum. Bazı insanlarla ilişkilerimin neden yürümediğini, o insanların neden hayatta bazı noktalarda takılıp kaldığını anladım. Ç...