Ana içeriğe atla

Kitap Günü #22 Sırada Okuyacağım Kitap

Arada bir günü atladım ama idare ediverin artık zaten şunun şurasında bir hafta daha kaldı oyunun bitmesine:)


Benim sırada okuyacağım kitap listesi kalabalık, geçen gün saydım 11 kitap var evde alınmış ve sıraya girmiş. Hangisini okuyacağım ise bir belirsizlikler silsilesi tabi ki. Kafama göre, psikolojime göre değil mi:) Ama bir tane de planlı olarak bekleyen ve ilk sıraya giren kitap var. O da Nadine Gordimer'in July'nin İnsanları kitabı. Bu sene kitap klübümüz için her ay bir ülkenin edebiyatında seçim yaparak okuduğumuzu söylemiştim. Bu ay sıra Güney Afrika'da. Kendi adıma, hiç Güney Afrika'dan bir yazarla tanışmamıştım ama yazın gittiğim Afrika seyahati beni benden aldı. Bu yüzden de listeye Güney Afrika'da eklensin diye Uğur'u manipüle ettim kabul ediyorum. Herkes bir ülke seçiyordu, Uğur'a baskı kurdum sen Güney Afrika'yı al diye. O da beni kırmadı sağ olsun. Afrika'nın ktiapları da kanlı ve acılı dönemlerle ilgili tabi ki. Sömürü, baskı hep var. Bakalım ben henüz başlamadım ama 3 Nisan'a kadar yetişecek tabi ki:)

Siz de sırada neler var? 

Yorumlar

  1. sırada oldukça fazla kitap varmış okunmayı bekleyen,ben elimdekini bitirmeden maksimum 2 tane alıp bekletiyorumdur :)

    YanıtlaSil
  2. bir kısmı idefix indirimden geldiler. ucuz bulmuşken alayım nasılsa okuyacağım dedim. bir kısmını da geçenlerde aldım, onlar da D&R'dan.D&R internet sitesi hayli hesaplı bu arada. Son aldıklarım çok önemli değil esasında. Onlar seyahat kitapları. Başucumda duruyorlar, sakin sakin okunuyor uyumadan önce her gece:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

MSA'da Pişirdim Evime de Getirdim

Merhaba; Toplanın şöyle etrafıma size çok güzel bir deneyim anlatmak istiyorum. Geçen hafta Seyahatperest Özge 'nin davetine uydum. Mutfak Sanatları Akademisi 'nde İtalyan Yemekleri Workshop'ına gideceğim benimle gelmek isteyen var mı dedi? Yemeklere baktım. Menüde el yapımı deniz mahsüllü fettucine, kuşkonmaz çorbası ve Marble cheesecake, amaretto ve bitter çikolatalı vardı. Kuşkonmaz çorbası ile ilgili bir fikrim yoktu, cheesecake ile zaten aram yok ama deniz mahsüllü fettucine beni can evimden vurdu. Zaten önceki hafta internette birkaç tarif okumuştum ama açıkçası hangisini pişireceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir de bu deniz mahsülleri ucuz değil sonuçta. Benim de yemekle çok iyi bir ilişkim olmasına rağmen çok vardır beceremeyip çöpe atmak zorunda olduğum yemekler. O yüzden de bu deniz mahsüllerine hep mesefali yaklaştım. Neyse. Menüyü görünce buna ben gitmeliyim dedim. Sağ olsun Özge'nin kedileri de öyle düşünmüş. Pazartesi workshopa katılmak için benim gid...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...