Ana içeriğe atla

Elimdekiler- Yeniler

Bir süredir doğru dürüst hiçbir şey okumuyorum. Sadece Mevlana ile ilgili okuduğum elle tutulur kitaplar var o kadar. Onlardan birisiyle ilgili alıntılarımı da şurada paylaşmıştım zaten. Arada kızların gazına gelip İhsan Oktay Anar'dan Suskunlar'ı okudum. Ben beğenmedim ama bana bakmayın, ben genel olarak İhsan Oktay'ın tarzından haz etmiyorum zaten. Seven çok seviyor.  Her neyse. Bu arada elimde bir sürü kitap birikti, birazının yarısını okudum, birazı sona yaklaştı, birazı daha başında.  Esasında aynı anda pek çok kitap okuyabilen insanlardan değilim ama nedense bu aralar böyle.
  • The Great Gatsby: Esasında ben bunu okudum, baya da beğendim. Ama kitap klübümüz Aerikan edebiyatın bağlamında okumak için Gatsby'yi seçince ben de tekrar elime aldım. Arada okuyorum diyebilirim. Caz döneminin çok başarılı bir portresi bence. Türkçesi'nden okuyan arkadaşlarım biraz Can Yücel'in çevirisinden de bunalmışlar. İngilizcesi çok kolay değil ama çok zor da değil. Okunabiliyor. Zaten kısa. sıkılmadan İngilizcesinden de bitirebilirsiniz. 
  • Persuasion: Bir şuursuzluk anında aldımi hem de İngilizcesini. Elimde sürünüyor bayramdan beri. Bitirebileceğimden hiç emin değilim. ama klasik bir Jane Austen. 
  • Bir Uzun Yürüyüştü '68: Bunu Beyoğlu Sahaf Festivali'nden almıştım. Son derece eski bir kitap zaten. 68le ilgili kitapları da bir romantizmle alıyorum genelde. Çoğunu da bölük pörçük okuyorum. Zaten bir kaç tane okuduktan sonra anılar okumak sıkıcı oluyor. Ama bu kitapta bir kaç tane eleştirel gözle bakan 68li var, o yüzden de bazen ilginç noktalar çıkabiliyor.
  • Karaoğlan: Bu da gene Sahaf Festivali'nden alınma. Daha başlamadım. Bir Bülent Ecevit Portresi. Enteresan olabilir diye düşünüyorum.
  • Shura: Geçen gece okuyacak birşey yok mu diye bakınırken evde elime geçti. Sadece 3 sayfa okudum. 
  • herkes çok meth ediyor ama bilemiyorum. Okumayacağım gibi bir his oluştu bünyemde. Zaten kütüphaneye geri kaldırdım.
  • Yürümeye Övgü: Bu kitap bir süredir elimde. Okuyorum, sonra sıkılıyorum aylarca elime almıyorum. Doğayı seven, gezmeyi, yürümeyi seven herkesin kendinden bir parça bulabileceğine inanıyorum ama. Çeşitli alıntıları da işaretledim zaten. Paylaşacağım. Sanırım az kalmıştı. yakında biter:)




Bir de yeniler var. Bunları da dün aldım. Sevgili arkadaşım blogunda D&R'ın kredi kartına 12 taksit yaptığını yazmıştı. Ben gerçi onun kadar çok kitap okumuyorum. O yüzden de genelde taksitle kitap almama gerek kalmıyordu ama bunu bilmek önemli değil mi? Bellanomisma'nın hızında okumak çok zor, hem bir çok kitabı aynı anda okuyor hem de günde bir kitap falan bitirdiğini biliyorum. Neyse efendim. Ben dün dışarı çıkınca bari bir kitap alayım dedim. Malum sıkılıyorum okuyamadığım için. D&R'a girince nedense bir anda film koptu, mantığın bir anlık çöküşü sonucu şunlar benimle beraber eve geldiler:)

  • Varolmayanlar: Bu kitabı ilk defa İpek Atcan'ın blogunda okumuştum ama pek üstünde de durmadım. Dün D&R'da en çok satanlar ya da yeni çıkanlar rafında gördüm emin değilim. Dedim ki dur alayım ben bunu. İlk okumaya da bundan başladım. Konusu sanki birazcık inkheart gibi bir yandan. Bir yandan da finans sektöründe çalışan sıradan bir adamın günlük bunalımı. Zaten kitap bir günlük şeklinde ilerliyor. Bakalım göreceğiz. Bitirince yazarım belki.
  • Zemberekkuşu'nun Güncesi:  Murakami son günlerde çok popüler. Özellikle Sahilde Kafka kitabı ile. Ama ben bu kitabın eleştirisini okumuştum. Kimin yazdığını hiç hatırlamıyorum sadece çok beğendiğini hatırlıyorum. Bir baktım bu da benimle beraber eve geliyor.
  • İmkansızın Şarkısı: Gene bir Murakami kitabı. Hiç okumadığın bir ayzarın iki kitabını birden almak riskli esasında ama kitabın arkasında hem 68 kuşağından bahsediyordu, hem de Fitzgerald ve Salinger'ın tarzına yakın olduğundan. O yüzden eve gelmeye hak kazandı.
  • Saray Gezisi: Geçen sene kitap klübümüzde bir uygulamaya geçtik ve herkes kendisine bir ülke belirledi. O ülkenin edebiyatı ile ilgiil araştırma yapacak ve onun önerdiği yazarlardan birinin kitabı okunacak. Yaz tatilinden sonra ilk uygulamamız The Great Gatsby ile. İkinci sırada Orta Doğu ve Arap edebiyatı ile ben geliyorum. Ne yazık ki yaptığım birkaç araştırma sonucunda anladım ki Arap edebiyatı daha çok şiir ve sözlü edebiyat üzerinde. Bir kaç tane romancı var aralarında. Necib Mahfuz da bunlardan biri. Üstelik Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazar. O yüzden de ben sanırım Mahfuz'u önereceğim. Esasında almam gereken kitap Cebalavi Sokağı'nın Çocukları olmalıydı ki klübe önermeden okumuş olayım. Ama Kahire Üçlemesi'nin 1. kitabı olan Saray Gezisi'ni aldım. Esasında mantıksız bir yaklaşım.  Bir de zaten üç tane daha kitap almışken neden bir üçlemenin ilk cildini aldım onu da hiç bilmiyorum. Bari üçlemenin tamamını alsaydım öteki kitaplar yerine. Neyse sırayla hepsini okuyacağım demek ki. 
D&R'ın kredi kartına taksit olayı bana hiç yaramadı yani. Allahtan sadece iki taksit yaptım. Çünkü taksitler bitmeden kitaplar bitince sinir oluyorum. Bazen İdefix'ten kitap alınca yaşıyorum bunu:)

Şu sonbaharla ilgili de birşey söylemek istiyorum: Bu sabah çok soğuk. Ve ben hiç yağmur romantizmi falan yaşamıyorum. Keşke bahar ve yaz daha uzun olsa:)

Daha sık görüşmek dileğiyle....

Yorumlar

  1. Sezencim, yeni kitaplar almışsın, güle güle oku canım. Haruki'nin kitaplarını alıp almamakta hep kararsız kaldım. Artık senden yorumları dinler, Ona göre alırım:) Bu arada bana da link yollamışsın çok mersi efenim:)Artık kitap konusunda eski tempomu kaybettim. Son iki yıldır tezden dolayı her şeyi erteler oldum. Onun dışında az da olsa okuyorum:)Kitaplarla ilgili yorumlarını heyecanla bekliyorum. Seni çok öptüm:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...

Bağlanma-Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları

Merhaba; Bu haftanın kitabını esasen çok da incelemeden aldım. Kafası Karışık Bir Anne'nin bloğunda okuduğunu görmüştüm ve hemen Kindle'a indirdim. Ki burda şu dolar ile ilgili ağlamak istiyorum. 14 dolarlık kitaba 70 liraya yakın para vermiş oldum. Kitabı esasında ebeveyn - çocuk bağlanması olarak düşünmüştüm çünkü kitabın adına dikkat etmemişim. Oysa kitap gerçekten yürümeyen ilişkiler üzerinden ilerliyor. Yazarlar gerçekten tanıdıkları ve inelendikleri ilişkiler üzerinden verilen örneklerle bağlanma teorisini anlatıyorlar. Benim yürümeyen bir ilişkim yok ama kitap benim için bir kaç yönden ufak açıcı oldu. Birincisi kendimin bağlanmasının güvenli ve kaygılıarasında gidip geldiğini fark ettim. Belki daha çok güvenliye yakın ama kesinlikle kaygılı olduğum durumlar da var. Ayrıca çevremdeki başka insanları da inceleme fırsatı buldum. Bazı insanlarla ilişkilerimin neden yürümediğini, o insanların neden hayatta bazı noktalarda takılıp kaldığını anladım. Ç...