Ana içeriğe atla

Aus dem Nichts / In The Fade

Merhaba;

Bu aralar biraz film izledik. Esasında çoğu atla deve olmayan filmlerdi ama Fatih Akın'a yer vermeden de olmazdı. 

Diane Kruger and Numan Acar in Aus dem Nichts (2017)

Hamburg'da yaşayan, bir Türk ile evli Alman kadının hayatı oğlunun ve kocasının bir patlamada ölmesi ile alt üst oluyor. Patlamayı önce Doğu Avrupalıların uyuşturucu işleri nedeniyle yaptığı sanılıyor ancak Katja bunu Nazilerin yaptığını düşünüyor ve haksız da çıkmıyor. Bundan sonrası biraz dava üzerinden, biraz Katja üzerinden ilerliyor. 

Filmde Diana Kruger Katja'yı oynuyor. Esasında çok iyi bir seçim bu rol için. Ama bence Diana Kruger bütün rolleri aynı şekilde oynuyor. Örneğin The Bridge'dei oyunculuğunu izlemeseydim off çok iyi oynamış derdim ama Bridge'de de aynı şekilde oynamıştı. O yüzden oyunculuğundan biraz sıkıldım 

Fatih Akın'ın bugüne kadar Crossing the Bridge, Soul Kitchen, Im Juli ve Duvara Karşı filmlerini izlemiştim. Bu film hepsinden daha karanlık, daha çok iç acıtıcıydı. Ama sanırım bu biraz da kadının çocuğunun ölmesi yüzündendi. Artık böyle şeylere pek katlanamıyorum, nefesim kesiliyor. 

Filmin sonu ise gerçekten de güzeldi. Ben de başka bir son düşünememiştim. Gerçekten filmi bir hayli beğendim ve şiddetle tavsiye ediyorum. 

Siz bu aralar neler izliyorsunuz? 

Yorumlar

  1. Do you realize there's a 12 word phrase you can speak to your partner... that will trigger deep feelings of love and instinctual attraction to you deep within his heart?

    Because deep inside these 12 words is a "secret signal" that triggers a man's instinct to love, look after and care for you with all his heart...

    12 Words Who Fuel A Man's Desire Response

    This instinct is so built-in to a man's mind that it will make him try better than before to love and admire you.

    In fact, triggering this all-powerful instinct is so binding to achieving the best ever relationship with your man that once you send your man a "Secret Signal"...

    ...You will instantly find him expose his soul and mind to you in a way he haven't experienced before and he'll distinguish you as the only woman in the galaxy who has ever truly attracted him.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

MSA'da Pişirdim Evime de Getirdim

Merhaba; Toplanın şöyle etrafıma size çok güzel bir deneyim anlatmak istiyorum. Geçen hafta Seyahatperest Özge 'nin davetine uydum. Mutfak Sanatları Akademisi 'nde İtalyan Yemekleri Workshop'ına gideceğim benimle gelmek isteyen var mı dedi? Yemeklere baktım. Menüde el yapımı deniz mahsüllü fettucine, kuşkonmaz çorbası ve Marble cheesecake, amaretto ve bitter çikolatalı vardı. Kuşkonmaz çorbası ile ilgili bir fikrim yoktu, cheesecake ile zaten aram yok ama deniz mahsüllü fettucine beni can evimden vurdu. Zaten önceki hafta internette birkaç tarif okumuştum ama açıkçası hangisini pişireceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir de bu deniz mahsülleri ucuz değil sonuçta. Benim de yemekle çok iyi bir ilişkim olmasına rağmen çok vardır beceremeyip çöpe atmak zorunda olduğum yemekler. O yüzden de bu deniz mahsüllerine hep mesefali yaklaştım. Neyse. Menüyü görünce buna ben gitmeliyim dedim. Sağ olsun Özge'nin kedileri de öyle düşünmüş. Pazartesi workshopa katılmak için benim gid...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...