Ana içeriğe atla

Son Dönemde Okuduklarım

Merhaba,

Bu sene elimde çok fazla kitap olduğu için İdefix indirimini pas geçecektim esasında. Ama yeni yıla bir kaç gün kala, kredi kartımın hesap kesim tarihi de geçmişti. İdefix üst üste mail atıyordu. Hadi Sezen, gel direnme, kaç senelik hukukumuz var, hem bu kitapları nasıl olsa aacaksın neden şimdi daha ucuza almayasın bla bla bla. Sonuç olarak bir kaç kitap tabi ki eve geldi. Ah kapitalizm ne fena bir şeysin sen. Ama gene de okumak istediğim kitapları ucuza aldığım için mutluyum diyebilirim. 

Size bugün 4 kitap anlatacağım. İki tanesi indirimden, iki tanesi ise kitaçıdan alınma. 


1) Bob'un Armağanı: Bob'u bilmeyen kalmadı değil mi? Hani sokak kedisi olan ve James'in hayatını kurtaran? İşte James bize bir Noel hediyesi sunmuş. Bob ile geçen bir kaç Noellerini anlatmış. Gene çok eğlenceli. Bir günde biten, size çok büyük bir şeyler vaat etmeyen ama yüzünüze bir gülümseme konduran bir kitap çıkmış ortaya. Kim bilir belki de en büyük işi başarıyordur zaten. 




2) Uyku - Haruki Murakami: Uyku 2015'in en iyi kitapları listesine üst sıralardan girdi. Alışılmış Murakami kitaplarından farklı. Kısacık, çizimli bir kitap. Bir kadının uyuyamamaya başlaması ile gelişen olayları anlatıyor. Olaylar diyorum ama açıkça söyleyeyim pek bir olay yok. Kadın uykuya HİÇ ihtiyaç duymadığı için kendini okumaya veriyor. Anna Karenina'yı defalarca okuyor. Esasında hikaye biraz da bu kadının evrimi. Olay uyuması veya uyumaması değil de evlendikten sonra kadının ne hayatının bozulduğu (değiştiği değil bozulduğu), ve bu kadının kendini araması ile ilgili. Sonuna kadar heyecanla okudum ama sonunda gerçek bir hayal kırıklığı yaşadım diyebilrim. Ah Murakami ne yaptın sen? 



3) M Treni - Patti Smith: Şimdi benim Patti Smith'i ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz değil mi? M Treni'ni de büyük bir heyecanla bekledim. Patti Smith'in  eşinin ölümünden ve çocuklarının büyüyüp ondan ayrılmasından sonra New York'ta yaşamını  anlatıyor kitap. Cafe Ino'da içilen kahveler, uzun seyahatlar, sevilen yazarların mezarlarına yapılan ziyaretler derken birazcık depresif bir ortamda buluyorsunuz kendinizi. M Treni zor bir kitap değil ama biraz dikkatli okumayı gerektiriyor. Şiirsel bir dille yazılmış, o yüzden ne okuduğumu takip edemediğimi fark ettiğim zamanlar oldu. Sanırım bir ara tekrar okuyacağım. 



4) Denemeler - Montaigne: Montaigne'in denemelerini bilmeyen yoktur. Biz lisedeyken Türkçe kitaplarında hep parçaları olurdu mesela. Artık yoktur heralde.  Denemeleri ben önce heyecanla okudum, hani altını çize çize falan. Ama sonrasında sıkıldım. Sıkıldığımı fark edince kitabı başucuma aldım ki geceleri yatmadan bir kaç deneme okuyayım bari dedim. Bu şekilde okumak çok daha rahat oldu. Bazı fikirlerine katıldım, bazıları sevmedim. Ama herkesin okuması gereken bir kitaptı diyebilirim. Ağır ağır okuyabilirsiniz. 

Siz bu aralar neler okuyorsunuz? 

NOT: BUGÜN GENE İĞRENÇ BİR ÜLKEYE UYANDIK. 19 YAŞINDA GENCECİK BİR KADININ TECAVÜZ EDİLDİ. #SESSİZKALMAYACAĞIZ. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

MSA'da Pişirdim Evime de Getirdim

Merhaba; Toplanın şöyle etrafıma size çok güzel bir deneyim anlatmak istiyorum. Geçen hafta Seyahatperest Özge 'nin davetine uydum. Mutfak Sanatları Akademisi 'nde İtalyan Yemekleri Workshop'ına gideceğim benimle gelmek isteyen var mı dedi? Yemeklere baktım. Menüde el yapımı deniz mahsüllü fettucine, kuşkonmaz çorbası ve Marble cheesecake, amaretto ve bitter çikolatalı vardı. Kuşkonmaz çorbası ile ilgili bir fikrim yoktu, cheesecake ile zaten aram yok ama deniz mahsüllü fettucine beni can evimden vurdu. Zaten önceki hafta internette birkaç tarif okumuştum ama açıkçası hangisini pişireceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir de bu deniz mahsülleri ucuz değil sonuçta. Benim de yemekle çok iyi bir ilişkim olmasına rağmen çok vardır beceremeyip çöpe atmak zorunda olduğum yemekler. O yüzden de bu deniz mahsüllerine hep mesefali yaklaştım. Neyse. Menüyü görünce buna ben gitmeliyim dedim. Sağ olsun Özge'nin kedileri de öyle düşünmüş. Pazartesi workshopa katılmak için benim gid...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...