Ana içeriğe atla

Bizim Dünyamız

Merhaba,

Bir mail aldım geçtiğimiz haftalarda yollayanın ismi bende kalsın. Yeniden yazmaya başladığım için çok mutlu olmuş. Ben de birisi beni okuduğu için çook mutlu olmuştum. O gün söz verdim hatta bir kaç gün içinde yeni bir kitap yazacağım diye. Yazamadım. Bir kaç gün sonra Ankara Katliamı'nı yaşadık. Yüreğim paramparça oldu günlerce. Düşündüm ki Türkiye'de hayat çok tuhaf. Gerçekten de bir gün daha yaşamayacakmışsınız gibi yaşamanız gerekiyor. Yazmadığınız, okumadığınız her gün sizden çalınıyor. Belki ertesi gün yazamayacaksınız zira. Ama gene de yapamıyorsun. Anca anca kendimi toparladım. Ve esasında tam da ihtiyacımız olan kitabı okumuştum. Siz de okuyun istiyorum, siz de bilin, size de iyi gelsin.



Sinek Sekiz yayınevi alternatif kitaplar çıkarıyor. Bu benim şimdiye kadar okuduğum 3. kitapları. Birisini daha önce anlatmıştım zaten, Öteki ise Ina May'in Doğuma Hazırlık Rehberi. Hamile bir arkadaşıma almıştım ama ben de sayfalarını karıştırmadım değil. Tabii hamileler daha iyi değerlendirirler bu kitabı. Bir yandan korkunç gelmişti bana, bir yandan da heyecanlı. Neyse tam olarak okumadığım bir kitap hakkında çok yorum yapmayayım. Gelelim benim kitabıma: Thick Nhat Hanh'ın Bizim Dünyamız adlı kitabı. Hanh bir Zen rahibi. Bu küçük kitap da (küçük altı üstü 123 sayfa) onun Barış ve Ekoloji hakkındaki düşüncelerini içeriyor. 

Hanh'ın düşünceleri önce kendi içimizde farkındalığa ulaşmamız gerektiğini söylüyor. Yani esasında kendimizi dğeiştiremeden Dünya'yı da değiştiremeyiz. Dünya'nın esasen ne kadar yeterli olduğunu, hepimizi nasıl bir şefkatle sarıp sarmaladığını görüyoruz. Bizim de tek yapmamız gereken ona aynı şekilde davranmak. Veya Hanh'ın ifadesiyle:  "Doğaya kendimize nasıl davranıyorsak öyle davranmalıyız; şiddetten kaçınarak. İnsan ve doğa ayrılmazdır." (sf.44)

O kadar çok yerin altını çizdim, o kadar çok yerden not aldım ki hangi birini anlatacağımı bilemiyorum. Ama emin olduğum bir şey var o da Hanh'ın beni derinden etkilediği. Hatta bu kitabın zaman zaman geri dönülüp okunması gerektiğini düşünüyorum. Bir kere bütün halinde okuduktan sonra gene her seferinde tamamını okumanıza bile gerek yok. Bölüm bölüm hatta sayfa sayfa bile okuyabilirsiniz. Her sayfası birbirinden güzel. Bu vesileyle sevgili Sinek Sekiz ve sahibi İrem Hanım'ı tebrik etmek isterim. Bence Türkçe'ye çok değerli bir kitap katmışlar. Bu bağımsız yayınevi heyecanla takip edilmeli.

Son bir alıntıyla hoşçakalın diyeyim size:  

Eğer Yeryüzü bedeniniz olsaydı acıyan yerlerini hissedebilirdiniz. (sf:82)

Sevgili İ., teşekkür ederim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

MSA'da Pişirdim Evime de Getirdim

Merhaba; Toplanın şöyle etrafıma size çok güzel bir deneyim anlatmak istiyorum. Geçen hafta Seyahatperest Özge 'nin davetine uydum. Mutfak Sanatları Akademisi 'nde İtalyan Yemekleri Workshop'ına gideceğim benimle gelmek isteyen var mı dedi? Yemeklere baktım. Menüde el yapımı deniz mahsüllü fettucine, kuşkonmaz çorbası ve Marble cheesecake, amaretto ve bitter çikolatalı vardı. Kuşkonmaz çorbası ile ilgili bir fikrim yoktu, cheesecake ile zaten aram yok ama deniz mahsüllü fettucine beni can evimden vurdu. Zaten önceki hafta internette birkaç tarif okumuştum ama açıkçası hangisini pişireceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir de bu deniz mahsülleri ucuz değil sonuçta. Benim de yemekle çok iyi bir ilişkim olmasına rağmen çok vardır beceremeyip çöpe atmak zorunda olduğum yemekler. O yüzden de bu deniz mahsüllerine hep mesefali yaklaştım. Neyse. Menüyü görünce buna ben gitmeliyim dedim. Sağ olsun Özge'nin kedileri de öyle düşünmüş. Pazartesi workshopa katılmak için benim gid...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...