Ana içeriğe atla

Luna'cık

Luna'yı sizinle daha önce tanıştırmıştım. Aradan aylar geçti, Luna'cık büyüdü. Ne o şaşkınlığından ne de korkaklığından eser kaldı. Artık evin hakimi o, bizlerse onun lütfedip yaşamasına izin verdiği zavallı köleleri:) Önceleri geceleri bizimle uyumak istiyordu, şimdi öyle bir talebi yok. Gece salonda uyuyor, gün ışıyınca yatağa geliyor ve biz yataktan kalkana kadar guruldayıp duruyor. Bu sabah ben uyurken elimi hart diye ısırmasaydı belki işler daha iyi olurdu.:) Suyu azalmış, yemeği de bitmiş, karnı acıkmış tabii. Önce bir iki suratıma kafasını yaklaştırdı falan, baktı ben uyanamıyorum. Hart diye elimi ısırarak beni benden aldı. Kalktım, suyunu tazeledim (ki gece yatarken koymuştum zaten, hala suyu da vardı ama işte taze suyu seviyorlar), yemeğini koydum. Yatağa geri döndüm. Luna'da yemek yiyip su içtikten sonra yatağa geldi, yanımda yattı. Suratıma kafa attı, kafasını elime dayadı. Gerçekten de her eve bir hayvan lazımmış. Kedi veya köpek veya kuş, balık ve hatta iguana:) (Allah aşkına vahşi hayvanın evde ne işi var, bunu besleyen insanlar var gerçekten de. Hayvanı doğasından ayırmasak?) neye bakabileceğinizi düşünüyorsanız.

Bu videoyu Uğur haftasonu çekmiş, montajladı buyrun Luna'nın son hali ile tanışın:)


Yorumlar

  1. Allahım böyle güzel bir şeye sahipsiniz!
    Ya da o size sahip, ahahah :) izlemeye doyamadım desem yalan olmaz. bayıldım!
    daha daha çok videosunu koyarsan da çok mutlu olurum! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uğur çektikçe ben de yayınlayacağım heralde, şimdilik en büyük eğlencemiz kendisi zaten:)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

MSA'da Pişirdim Evime de Getirdim

Merhaba; Toplanın şöyle etrafıma size çok güzel bir deneyim anlatmak istiyorum. Geçen hafta Seyahatperest Özge 'nin davetine uydum. Mutfak Sanatları Akademisi 'nde İtalyan Yemekleri Workshop'ına gideceğim benimle gelmek isteyen var mı dedi? Yemeklere baktım. Menüde el yapımı deniz mahsüllü fettucine, kuşkonmaz çorbası ve Marble cheesecake, amaretto ve bitter çikolatalı vardı. Kuşkonmaz çorbası ile ilgili bir fikrim yoktu, cheesecake ile zaten aram yok ama deniz mahsüllü fettucine beni can evimden vurdu. Zaten önceki hafta internette birkaç tarif okumuştum ama açıkçası hangisini pişireceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir de bu deniz mahsülleri ucuz değil sonuçta. Benim de yemekle çok iyi bir ilişkim olmasına rağmen çok vardır beceremeyip çöpe atmak zorunda olduğum yemekler. O yüzden de bu deniz mahsüllerine hep mesefali yaklaştım. Neyse. Menüyü görünce buna ben gitmeliyim dedim. Sağ olsun Özge'nin kedileri de öyle düşünmüş. Pazartesi workshopa katılmak için benim gid...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...