Ana içeriğe atla

Kate Middleton vs Trendyol

Geçenlerde bir yerde Kate Middleton'ın Zara bir elbise ile görüntülendiğini, bu elbisenin dantelinin de Türkiye'deki bir kumaş üreticisinden alındığını okudum. Elbiseyi beğendim, hatta görüntüyü bütün olarak beğendim. Zaten bence Kate Müddleton hayli zevkli bir kadın. Bazen İngiliz zevksizliğinin doruk noktalarında dolanıyor ama o heralde genelrden geliyor bilemiyorum artık. Genel görüntüsü ise çok hoş. 

Bugün elbiseyi Zara'da gördün. Esasında bu elbisenin aynısı yazın da vardı ama dantel değildi, hatta kardeşim bile almıştı kendine de ben almamıştım nedense. Ama kış sezonundaki çok farklı gerçekten de. Dantel olması elbiseye inanılmaz bir zarafet katmış. 199 liralık devasa fiyatı şu anda ondan uzak durmama sebep olsa da indirim için göz kırpmıyor değilim.
Akşam eve gelince Trendyol'da Milla satışını gördüm, bir çok ürün vardı. Sanırım Kate Middleton'ın görüntüsünün de etkisi ile şu ceketi kapıverdim. Sonra açıp baktım pek benzer ynaları da yokmuş ama olsun. Elbiselerimin üzerine giyecek düzgün bir cekete ihtiyacım vardı. Umarım bu sefer sorunsuz bir şekilde elime ulaşır. Geçen ay bir alışveriş yapmıştım. Hiç bir ürünü tedarik edemediler, üstelik araya bayram falan girdi, iptal süresi çok uzadı. Ben de elime geçmeyen ürünlerin parasını ödemek zorunda kaldım. Neyse ki bu ay ki ekstramda eksi oalrak görünüyorlar. Bu aksaklık yüzünden Trendyol bana 20 liralık bir hediye çeki vermişti, çeki de kullanınca 50 lria gibi bir fiyata denk geldi ki ben bunu kaçırmayayım dedim. Umarım güzel olur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beyazlı Kadın

Bir süredir okuduğum kitapları hiç yazmadığımı fark ettim. Hazır Beyazlı Kadın'ı yeni bitirmişken, kütüphanenin rafları arasında kaybolmamışken hemen yazayım bari dedim. Bu kitabı kitap klübümüzde okumuştuk, sanırım 3 kişi aldık sadece. Benden önce Bellanomisma okudu, diğer arkadaşımız okudu mu bilemiyorum. Ben esasında hayli kararlıydım, yazın sahilde okuyacaktım ama son anda aldığım kitaba Uğur el koyunca, (Zeno'nun Bilinci) elimde iki kitapla kalakaldım. Beyazlı Kadın ya da Karamazov Kardeşler.  Hadi dedim madem Bella çook beğendi, alayım raflardan da okuyayım. Wilkie Collins'in bu kitabı ilk gotik ve polisiye roman olarak geçiyormuş. Kitap yayınlandığında İngiletere'de öylesine büyük bir sükse yapmış ki Charles Dickens bile kıskançlık krizlerine girmiş Edward Drood'un Gizemi'ni yazmaya başlamış ama bitirmeye ömrü vefa etmemiş. Gerçekten de bir gizem olmuş sonu. Beyazlı Kadın İngiltere'de Limmerge Malikanesi'nde yaşayan iki genç kadına r...

MSA'da Pişirdim Evime de Getirdim

Merhaba; Toplanın şöyle etrafıma size çok güzel bir deneyim anlatmak istiyorum. Geçen hafta Seyahatperest Özge 'nin davetine uydum. Mutfak Sanatları Akademisi 'nde İtalyan Yemekleri Workshop'ına gideceğim benimle gelmek isteyen var mı dedi? Yemeklere baktım. Menüde el yapımı deniz mahsüllü fettucine, kuşkonmaz çorbası ve Marble cheesecake, amaretto ve bitter çikolatalı vardı. Kuşkonmaz çorbası ile ilgili bir fikrim yoktu, cheesecake ile zaten aram yok ama deniz mahsüllü fettucine beni can evimden vurdu. Zaten önceki hafta internette birkaç tarif okumuştum ama açıkçası hangisini pişireceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir de bu deniz mahsülleri ucuz değil sonuçta. Benim de yemekle çok iyi bir ilişkim olmasına rağmen çok vardır beceremeyip çöpe atmak zorunda olduğum yemekler. O yüzden de bu deniz mahsüllerine hep mesefali yaklaştım. Neyse. Menüyü görünce buna ben gitmeliyim dedim. Sağ olsun Özge'nin kedileri de öyle düşünmüş. Pazartesi workshopa katılmak için benim gid...

Son Ada

Merhaba; Birkaç arkadaşımla berabee ufak bir kitap klübü gibi bir oluşuma girdik. İlk okuduğumuz kitap Son Ada oldu. Gruba yazdığım yorumu buraya da ekliyorum.  Öncelikle Zülfü’nün okuduğum ilk kitabıydı. Yani dil açısından diğer kitaplarına göre bir farklılık var mı değerlendiremiyorum. Ancak bu kitabın dilini önsözde Yaşar Kemal’in yazdığı gibi çok farklı ve güzel bulmadım. İyi değildi demiyorum ama bence çarpıcı değil sıradandı. Hikayeye gelince… Nedense bu hikaye Güney Amerika’da geçiyormuş gibi hissettirdi bana ne alakaysa veya ne önemi varsa. Esasında bir ütopyanın distopyaya dönüşmesini anlatması açısından başarılıydı. Kitabın önce Gezi’den sonra yazıldığını sandım ama Gezi’den önceymiş. Yani gene her şey ağaçların kesilmesiyle başlamış. İnsan ilişkilerinin nasıl da hızlı değişebileceğini, aklı selim insanların bir anda ya da zaman içinde gücün karşısında nasıl eğilip büküleceğini anlatışını sevdim. Örneğin Noter’in de içinde bulunduğu bir direniş hareke...