Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Koşuyorum

Evet ben de inanamıyorum ama bir çaba var. Basketbol oynadığım dönemlerde bile en sevmediğim iş koşmaktı. Koşmak demeyin de ne derseniz deyin. Sahanın etrafında 10 tur derlerdi mesela. Nefret ederdim. Ama Amerika'da işler değişti. Bir kere her şeyden önce koşan onca insanı gördüm ve şaşırdım. Herkes koşabilirmiş gibi geldi. Tam ufak ufak ya acaba bende mi koşsam demeye başladım, havalar soğudu, karlar yağdı etraf buz oldu. Dur dedim Sezen, düşüp kolunu başını kırma vallahi doktor masrafının altından kalkamazsın. Sonra bahar geldi, ben Türkiye'ye döndüm ama koşmak aklımın bir köşesinde. Zaten 5 kilo almışım mutsuzum. (Neyse ki gitmeden vermiştim 5 kilo) Sonra öğrendim ki Uğur'un kuzenleri salı-perşembe parka çıkıyorlar. Koşmak için değil ama çok tempolu yürüyorlar. Önce onlara katıldım.  Aklıma Avrasya Maratonu geldi. 10 km koşabilir miyim acaba dedim? Ve başladım. Beni kıskanan Uğur'da başladı. Nike'ın uygulamasında çeşitli çalışma programları var. 10 km ve başlang…

Okula Dönüş - Dolmakalemler

Merhaba;
Okullar açılıyor artık. Liseler zaten başladı. Üniversitelerde birer ikişer açılıyorlar. Bende kalem kutumu bir düzenleyeyim dedim.
İşe öncelikle önceki sene aldığım dolmakalemlerimle başladım. Bunları ABD'ye götürmemiştim ve ben pek dolmakalemden de anlamadığım için uçlarını temizlemeden bırakmışım. Neyseki içlerinde mürekkep yokmuş. Dolmakalemler nasıl temizlenir, nasıl bakılır derken şu harika bloga denk geldim. Hepsini okudum.  Ben tabi ki blog sahibesi gibi onlarca kaleme sahip değilim. Kaldı ki önemli olan bu kalemleri efektif kullanabilmek, ben öyle de değilim. En efektik kullandığım kalemler tükenmez kalemler kabul etmem lazım ki. Neyse, kalemleri temizledim, mürekkepledim ve sizlerle tanıştırmaya karar verdim. Şimdi öncelikle aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz kalemler şu anda içlerinde mürekkep olan kalemler.  Yazı stillerini de ikinci fotoğrafta görüyorsunuz. Üst sıradaki iki Lamy benim ilk aldığım dolmakalemler. Hatta üstten ikinci Lamy Joy ilk dolmakalemim. Divit …

For a Simple Life....

Bir arkadaşım paylaşmış facebookta. Biraz siz de bilin görün istedim, biraz da kendime not olsun diye düşündüm. Hatta cep telefonuma da indirdim arada bir denk geleyim diye. 

Amerika'dan Sonra Hayat Var (mı) ?

Merhaba;
En son tam da ABD'ye Uğur'un geleceği gün yazmışım. Üzerinden tam 4 ay geçti. Bu 4 ay nasıl geçti?  Esasında ilk önce hasret giderdik bolca, ailemle, Uğur'la, arkadaşlarımla. Bir de zeytinyağlı biber dolması ile. 
Sonra işe gitmeye başladım ya. İşte orda Türkiye gerçekleri suratıma bindi. Metrobüse bindim, trafiğe girdim. Hayattan bezdim. Amerika'da ne güzel yürüyerek gidip geliyordum işe, temiz hava, hiç güneş:P 15 dakikada eve dönmek çok güzeldi. Dünya kadar zamanım vardı kendime kalan. Yalnızken bu zaman fazla geliyordu tabii ama ailenle, arkadaşlarınla olsan nasıl güzel olurdu. 
İnsanlar kibardı. Otobüs şoförü bile bugün ne kadar güzel olmuşsunuz diyebiliyordu ve bu bir sapıklık, sarkıntılık değildi. Sadece kibarlıktı. Herkes birbirine günaydın diyordu (Çinliler hariç), selamlaşıyordu. Öylesine güzeldi. 
Gezi yazılarımı takip ettiyseniz eğer, San Francisco'yu o kadar çok sevmiştim ki. Okyanus'a değince ayaklarım, kendimi mutlu hissettim, bütün hissetti…