27 Mayıs 2012 Pazar

Bu Hafta Dinlediklerim - 3

Merhaba;


Bu hafta cuma günü yazamadım, cumartesi günü de çok sevdiğim bir arkadaşımın, ki çok sevdiğim demek yetersiz kalır enteresan bir ilişkimiz var onunla. Çocukluğumuzdan beri arkadaşız ama sonra yıllarca ayrı kaldık.Hiç haber alamadık birbirimizden de. O zamanlar ne facebook var ne twitter tabii. Sonra bir gün çıktı geldi Eskişehir'e. Sanki aradan hiç yıllar geçmemiş gibiydi. Düğün fotoğraflarını çektik, sonra da düğünlerine gittik. Yorucu ama keyifli bir gündü. Bu pazarda misafirlerim vardı ve saat 23.00'da oturdum yazı yazmaya. Hafta sonu bitiyor, içimde inceden bir hüzün var. 


Ben not defteri kullanamıyorum pek. Elimdeki defter taa 2009dan kalmış. Doğum günüm için Bellanomisma bana yeni bir defter aldı, elimdeki bitince onu kullanacağım ama elimdekinin yarısındayım düşünün. Hafta içi müzikleri de not defterime yazıyorum ki unutmayayım diye. Ama bu hafta sadece 3 şarkı yazmışım.Yazmayı mı unuttun derseniz, hayır unutmadım da değişik birşeyler dinleyemedim. Okulda final haftası, işlerim başımdan aşkın ne yazık ki. Birkaç parça da iki günden eklendi. Buyrun.


1. Jace Everett - Bad Things: İlk nerde nasıl dinledim bilmiyorum ama her dinlediğimde hoşuma gidiyor. Bu sefer radyoda denk geldim, güzeldi.


2. Bee Gees & Celine Dion - Immortality: Hafta içi Robin Gibb'in vefat etmesi ile düşündüm, birkaç kere Bee Gees dinledim. Bir arkadaşım twitterda staying alive diye bir şarkı yapsan da sonuç değişmiyor yazmıştı. Hayat böyle bir şey. Ama immortality gene de Robin Gibb için gelsin.


3. Zülfü Livaneli - Eğil Salkım Söğüt : Şöyle bir esti, dinledim.


4. Eric Clapton - Wonderful Tonight: Eric Clapton'ı sevmeyen var mı bilmiyorum. Arkadaşımın ilk dans şarkısıydı, bir an içim umutla doldu ki bu ülkede insanın içinin umutla dolması çok mümkün değil biliyorsunuz.


5. Mercedes Sosa: Gracias a la Vida: Bugün misafirler için hazırlanırken Mercedes Sosa'yı açtım. Sakin sakin dinledim. Esasında çok çok güzel pek çok şarkısı var. Sanırım bu hafta daha çok dinleyeceğim.


6. İlhan Erşahin - Fly: Caz caz caz diyorum, başka bir şey demiyorum.


7. Bob Dylan - Like a Rolling Stone: 60ların ruhu, ben seviyorum, size de her gün bir porsiyon öneririm.


Şimdi gideyim ojelerimi değiştireyim ve yeni bir haftaya hazırlanayım. Bir de boynumdaki ağrılar geçseydi her şey daha iyi olurdu ama.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

19 MAYIS



Söyleyeceğim şey hayli net ve yalın esasında. Şu anda sahip olduğunuz herşey evet herşey. Bu topraklar, anneniz, babanız, kardeşiniz, arkadaşlarınız, diliniz, dininiz, dolabınızdaki onlarca giyeceğiniz, mutfağınızdaki yemeğiniz, işiniz, eğitiminiz, soluduğunuz hava, ve tabi ki özgürce(!) dile getirdiğiniz onca düşünce, hepsi ama hepsi 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkıp Kurtuluş Savaşı'nı başlatması, Anadolu halkının, atalarımızın da gözünü kırpmadan peşinde gitmesi, Hasan Tahsin'in ilk kurşunu sıkarken bir an bile düşünmemesi sayesinde olmuştur. Atatürk'e, Cumhuriyet'e ve kazanımlarına saldıracağınıza keşke o kazanımların sizleri getirdiği yerleri görebilseniz. 

Sözlerimi anlamayan tonla insan olduğunu zaten biliyoruz, ama biz geri kalanlar, Atatürk'ün çocuklarıyız, onun açtığı yolda gösterdiği hedefe doğru ilerlemeye devam edeceğiz. 

Hepinizin 19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI'nız kutlu olsun. Bir milletin atalarını anması için kimseden izin alması gerekmez. Siz de izin beklemeyin, yasak dinlemeyin. 

18 Mayıs 2012 Cuma

Bu Hafta Dinlediklerim -2

Merhaba;


Bugün azıcık yoğun bir programım vardı ama şu yarım saatte bu yazıyı yazayım yoksa pazara kalacak dedim. Bakın cumartesi de değil yani, pazar:) Neyse. 


Bu hafta dinlediklerimin birazı geçen haftadan esasında dürüst olmak gerekirse. Geçen hafta Yeni Türkü'nün albümü son düzlükte bütün müzikleri geçince bu hafta iki haftanın seçmesi ile karşınızdayım. Buyrun başlayalım.


1) Beatles - Here, There and Everywhere: Bir süredir flütle de bu parçayı çalıştığım için sık sık dönüp tekrar dinliyorum.


2) Gotya - Someone I Used to Know: Son zamanlarda çıkan en keyifli şarkılardan birisi değil mi?


3) Pentagram - Geçmişin Yükü:   İnsanlar yaşlandıkça metal müziğin gürültülü yapısını terk edip daha akustik müziklere dönüyor, bense gençliğimde pek sevmediğim metal müzikle son bir kaç senedir daha samimiyim. Pentagram'ı da Türkiye'nin yapı taşlarından birisi olarak görüyorum. Yeni albümün ilk klibi de bu parçaya geldi. Hayli depresif, hayli güzel. Yolları açık olsun.


4) Jethro Tull - Pavane: Flüt çalan insanlar arasında sanırım iki grup var, Ian Anderson sevenler ve nefret edenler. Ben birinci gruptayım. Zaten zaman zaman blogda da paylaşmıştım. Klasik bir esere muhteşem bir yorum. Es geçmeyin derim.


5) Fun - We Are Young: Bu parçayı sık sık etrafta duymama rağmen kimdir nedir bilmiyordum açıkçası. Eskiden radyoları arardık az önce ne çaldınız diye, şimdi Shazam ve Soundhound gibi uygulamalar sağ olsun.


6) Demir Demirkan - Aşktan Öte: Akustik yorumu ile muhteşem bence.


7) Vicente Amigo - Demipati: Flemenkonun prensi mi demeliyiz bilmiyorum ama sesi ve gitarı olağanüstü. Çok sevdiğim ve artık aramıza biraz mesafe girmiş bir arkadaşımın katkısıdır bana. Dönüp dinlerim.


8) Stevie Wonder:- For Once in My Life: Şehre Stevie Wonder geliyormuş, kimse bana söylememiş. 14 Eylül'de Santralİstanbul'da olacakmış. Sanırım bu konsere gideceğim. Ama lütfen lütfen bilet fiyatları biraz insaflı olsun ya.


Evet geldik bir programımızın sonuna. Haftaya görüşene kadar esen kalın. 

11 Mayıs 2012 Cuma

Bu Hafta Dinlediklerim-1

Merhaba;

Geçtiğimiz ay Açık Radyo'nun internet sayfasında dolanırken program yapmak için başvurabileceğimi fark ettim. Program sözlü veya müzik programı olabiliyordu, düşündüm ve sadece müzik olsun dedim. Ama ne dinleteceğim insanlara? Belli bir çizgim yok. Çok sevdiğim müzikler var, ama altı aylık bir programın altından biraz zor kalkarım ben. Konsept olarak "Bu Hafta Dinlediklerim" olsun ki her tür müziği çalabileyim bari dedim. Şimdi ben işim sayesinde gün boyu istediğim gibi müzik dinleyebiliyorum. Neden? Çünkü kendime ait bir ofisim var ondan. Zaten müziksiz çalışmayı düşünemiyorum bile, işimin en sevdiğim yönlerindne biri de bana sağladığı bu özgürlük olsa gerek. Neyse, günlerce program başvuru metnini yazdım kafamdan. Hatta programımın saatini bile belirledim falan. Sonra ne oldu? Tabi ki başvurmadım. Bazen süper gaza gelirim, sonra yapacak cesareti bulamam. Var böyle bir huyum ne yazık ki. Başvurmadım da, bu konspette aklıma takıldı. O zaman dedim, ben blogda yapayım bunu. Size her hafta o hafta içi dinlediklerimden oluşan biz seçki ile ulaşayım dedim. Bunlar bazen tek bir sanatçının parçalarından da seçmeler olabilir, bazen de karmaşık. Aşağı yukarı 10 parça seçeceğim ki 40-50 dakikalık bir seçki olsun. Ancak şunu belirteyim, ben burada Youtube linklerini koymayacağım. Bunun sebebi ise bazen linkler kırılıyor, video kalkıyor falan, hiç hoş olmuyor görüntü. Arada müzik paylaştğımda gene linkler koyacağım ama sizden ricam eğer dinlemek isterseniz parçaları kendi mp3lerinizden veya tarayıcılarınızdan bulup dinlemeniz olacak. Biliyorum biraz zor olacak ama bir de böyle deneyelim diyorum. 

Bu hafta notlar aldım, 8  tane parça seçmiştim bugüne kadar. Ancak bugün bilgisayarın karşısına oturunca fikrimi değiştirdim. Bugün size başka bir seçki sunacağım. Bugün Yeni Türkü'nün 11 senedir beklediğimiz albümü Şimdi ve Sonra'yı aldım. Twitterdan beni takip edenler biliyor olabilirler, heyecanla bekliyordum. Defalarca dinledim Böyle Gitmez'i. O yüzden de hem radyo programımın ilk başladığı günü Yeni Türkü'ye ayırmakta hiç beis görmedim. Hatta bu hafta aldığımız PEntagram 2012 albümünü bile erteledim bak. O derece yani. 

Senesini hatırlamıyorum ama Maraş'ta yaşadığım dönem. Bu da çocukluğumun ilk beş yılına tekabül eder. Benim çocukluğumdan ilk hatırladığım parça Telli Telli'dir. Annemin kucağına çıkıp vitrinin üstünde duran radyonun sesini açtığımı hatırlıyorum. Annemde çok severdi Yeni Türkü'yü. İlk dinlediğim şarkı Telli Telli ama bu şarkı 1983 çıkışlı Akdeniz Akdeniz albümünde  yer almış, ben zaten 1984 doğumluyum. Olsun. İlk şarkımdır Telli Telli.

Ergenliğime kadar geçen sürede ben Yeni Türkü'yü hep dinledim, benimle beraber onları anlayan tek insan bence sevgili dostum Hande'ydi. Bir gün sınıfta kendi kendime Başka Türlü Bir Şey'i mırıldanırken bir arkadaşımın gelip ne istiyor olabilirsin ki gibi zevzekçe birşeyler söylediğini hatırlıyorum ama bunu kimin söylediğini hatırlamıyorum. Lise birdeyken Eskişehir'e imzaya geldiler, o dönemde cep telefonu daha çok az kişide var, kartlı telefondan annemi aradım, ben Yeni Türkü imzasına gidicem dedim, iyi geç kalma dedi. Doktorlar Caddesi'nde Raksotek vardı o dönemde, imza orada olacak. Gittim ama ne göreyim. Saat 3teki imza 7ye alınmış. Saat 7ye kadar orda bekleyemem annem beni vurur resmen. Telefon etsem de izin vermez o saate kadar sokakta kalmama. Raksotekte kasetlere bakıyorum ama karnım ağrıyor   hırsımdan resmen, yanımda da Sibel diye bir arkadaşım vardı. O sırada Derya Köroğlu mağazanın içinden arka tarafa mı geçti, aşağıdan yukarı mı çıktı bilemiyorum ama bir şekilde oradaydı. Gitsem mi falan diye bakınıyorum, Sibel gitsene kızım ne olacak dedi, koştum peşinden. Ben saat 7ye kadar kalamam şimdi bir imza alabilir miyim lütfen dedim. Derya Köroğlu güldü, nereyi imzalayacağım peki dedi. Yemin ederim kimya defterim vardı yanımda ve ben onu imzalattım. Adam bir kaset getirir yanında değil mi? Yok ama koskoca A4, kareli kimya defterine Derya Köroğlu kocaman bir imza attı. Dünyalar benim oldu. Bu arada bu kadar hayranlığıma rağmen yıllarca hiç konserlerine gidemedim. Resmen kısmet olmadı. Ben Eskişehir'de olduğumda mesela onlar İstanbul'da konserler verdiler, bizimkiler gitti. Ben İstanbul'a geldim, Eskişehir'de konserler verdiler, annemler gitti. Resmen sinir harbi. Neyse sonra sonra artık bu talihsizlikte bitti, defalarca gittim konserlerine. Hatta aldığım tren biletini yaktım, konsere gittim. Özellikle İTÜ konserlerinde Cevriyeeee diye bağıran grup bizdik abi, deşifre oldum işte:) Bir de fotopraf gösterimim de kullanmıştım Yeni Türkü şarkılarını. Ve hayalim şuydu, öyle güzel fotoğraflar çekeceğim ki bir gün, Yeni Türkü benim fotoğraflarımdan da ilham alacak, belki benim fotoğraflarım için de müzik yapacak.Yavaş dimi:)  Neyse bu kadar konuştum artık seçkiye geleyim. 

1. Telli Telli: İlk şarkım tabi ki.

2. Başka Türlü Bir Şey: Kazancakis kokulu gibi sanki Can Yücel'in bu şiiri. Bu şiirle Şehir'i birbirinden ayrı düşünemiyorum, zıtlıklar belki de. 

3. Günebakan: Van Gogh ile de özdeşleşmiş çiçekler. Van Gogh seven Günebakan sever. 

4. Yaprak Dökümü: Sonbahardan.

5. Dönmek: Neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket. Sözler zaten belli peki ya o akıp giden beste?

6. Cevriye: Fazla söze ne hacet? Mangaldaki köfteler gibi cayır cayır yaktı bizi Cevriye Hanım.

7. Yedikule: Ben bu şarkıyı çok zor anlamıştım, 10 yaşındayım. Müziğini beğeniyorum da usturyla çizilenleri, bağlamadan taşanları anlayamıyorum. Babama sordum, bunun bir söz sanatı olduğunu anlattı bana. Acaba benzetme ve edebiyatla ilk bilinçli tanışmam da Yeni Türkü ile mi oldu?

8. Canım Arkadaşım: Hande'yi düşündürten şarkıdır, yeri değişmez. Net. 

9. Göç Yolları: Ben Yeni albümündeki halini daha çok beğeniyorum, neden? Çünkü muhteşem bir flüt girişi var ondan. 

10. Çengelköy Olur Masal: Her komşu çocuğu blok flütle içinizi kıydı Bana bir Masal Anlat Baba'nın girişiyle. Peki albümün devamını dinlediniz mi? 

11. İmkansız.: Bu yeni albümden.

Bugün yeni albümü 4. dinleyişim. Kartoneti de gerçekten internette herkesin yazdığı kadar muhteşemmiş. Mutlaka ki koleksiyonunuzda bulunması gereken bir albüm olmuş. Çok çok özlemişiz, zaten geçen hafta Okan Bayülgen'e çıktıklarında da anlaşılmıştı çünkü sahneden inemediler, bizzat Okan Bayülgen bir sürü şarkı çalsınlar istedi. Yeni Türkü iyi ki varmış, iyi ki yoluna hep devam etmiş. 


3 Mayıs 2012 Perşembe

Cemal Süreya

Hayat çok üstünüze geliyor biliyorum. Sinirlisiniz, mutsuzsunuz, olan bitenlerden yıldınız. Bu ötekiler ve biz oyunlarından da bıktınız. Ben de bıktım. Söyleyecek çok sözüm var ama her gün uyandığımda yeni bir gündem var, hangi birine yetişeyim derken hepsine toptan sinirlendim, sözlerimi yuttum.


İyi bir kitap okuyamadım ne zamandır, iyi bir film izleyemedim. İki güzel seyahat yaptım ama detaylar yakında. 


Her şey böylesine sıkıcıyken dedim ki şiir bile yok hayatımda. Açtım bir kaç şiir okudum, naifliklerinden etkilendim. Siz de etkilenin istedim. İşte şu hayatta okuduğum ilk Cemal Süreya dizelerini paylaşıyorum ben de sizinle. Kaç sene geçmiş üstünden, her okuduğumda ayrı güzel, her okuduğumda farklı.

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı.
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.


Kaynak: http://www.ykykultur.com.tr/kitap/sevda-sozleri