29 Şubat 2012 Çarşamba

Kitap Günü #9 Beni Hasta Eden Kitap (mı)?

Ben bunu beni hasta eden kitap olarak anladım ama bir manası da yok gibi geldi bana:) Beni hasta eden kitap diye düşününce aklıma bir kitap değil ama bir kitabın içindeki bir öykü geldi. Stephen King'in Rüyalar ve Karabasanlar kitabında bir hikaye vardı. Ama bakın çok iğrenç ona göre okuyun aşağıdakileri.


Hikayede bir otelde oda temizliği yapan bir kadın vardı. Bu kadın hamileydi. Bir odadaki misafir ise her gece mastürbasyon yapıp spermlerini de yatak çarşafında bırakıyordu (Stephen King iğrenç olduğunu söylemiş miydim?) Neyse efendim bizim kadın onca yiyecek dururken buna sperme aşeriyor, sabahları çarşafı değiştirirken bunları yiyordu. Bir yandan da bebeğinin babasının bu adam olduğuna inanıyordu. Bu arada kadın ve adam farklı ırklardan ama kim siyah kim beyaz hatırlamıyorum, olasılıkla kadın siyahtı. En sonunda doğan bebek bu adamın rengindendi bir de üstelik. Kitabı okuduğumda küçüktüm ve üzerimdeki etkisi fenaydı, şimdi bile düşününce midem bulandı. Bu nasıl bir fantazi dünyası Stephen King? Bu kitap genel olarak başarılıydı gerçi. Hatta diziside çekildi ama bu hikaye yoktu içinde. Zaten neden olsun baksana iğrençmiş:) Okumayın bu hikayeyi valla. Kitabı okursanız bile atlayıverin bunu.

Bu arada Stephen King demişken Haven'ı izliyor musunuz? Tamamen saçmalıklarla dolu ama gene de çok güzel bir dizi. Stephen King'in Colorado Kid kitabından esinlenilmiş, başka hikayeleri de girmiş işin içine. Tavsiye ederim.

28 Şubat 2012 Salı

Kitap Günü #8 En Çok Korktuğum Kitap

Esasında korkunç hikayeler okumayı sevmem, bir kaç Stephen King romanı ve bir Dean Koontz romanından öteye de gitmez bu konudaki bilgim. Ama bu birkaç kitaplık ufak seçkide en çok korktuğum kitap Dean Koontz'un, ismini asla hatırlayamadığım kitabıydı. Şimdi internet sitesinden adamın kitaplarına da baktım ama gene de kitabı bulamadım çok üzgünüm. Yanlış hatırlamıyorsam iki kadın ve bir katili içeriyordu kitap. Ne kadar değişik değil mi, adamın bütün kitapları böyle aşağı yukarı zaten. Şimdi böyle anlatırken hiç korkunç gelmedi tabii ama inanın okurken çok korkunçtu:))


Bugünkü post hiç olmadı, ben en iyisi kendimi biraz korku edebiyatına vereyim:)


İyi akşamlar.

Kitap Gunu#7 Alinti Yapabilecegim Kitap

Geldik 7. gune. Alinti ypabilecegim kitap ne olabilir acaba? Bu biraz  cetrefilli bir soru. Alinti yapmak biraz zor. Genelde aklimda cok az cumle kalir, butune bakarim. Size verebilecegim ornek ise Kafka`nin Donusum'u olacak.


"Gregor Samsa bir sabah uyndiginda kendini dev bir hamambocegi olarak buldu"


Orjinal cumlde buna yakin birseydi sanirim. Kitabi cok kotu bir zamanimda okudum heralde. Oylesine nefret etmistim bu bocek hikayesinden. Hic aklimdan cikmadi yillar yili.


Evet anca 7. gundeyiz. Sizce nasil gidiyor?

26 Şubat 2012 Pazar

Kitap Günü #6 En Sevdiğim İlk Gençlik Dönemi Kitabım

İlk gençlik dönemi deyince aklıma ismi ile mütevellit kitap "İlk Gençlik Çağına Öyküler" geldi. Benim zamanımda Yapı Kredi Yayınları'ndan basılmıştı. Selim İleri'nin muhteşem seçkisi ile Türk edebiyatından çok öenmli yer tutan hikaye ve öykü yazarlarının hikayelerinde oluşmuş bir derlemeydi. Sait Faik'in Harita'da Bir Nokta isimli hikayesindeki "söz vermiştim kendime, yazı bile yazmayacaktım. Hem yazı yazmak hırstan başka neydi ki" cümlesi ile sarsılmıştım. Hikayenin yalınlığı beni benden almıştı. Ziya Osman Saba'nın Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi'nde karşısındaki müşterinin fotoğrafını çekemeyen ve kusura bakmayın beyim ben sizin fotoğrafınızı çekemeyeceğim diyen fotoğrafçının hikayelerini hiç unutmadım. 


Bu kitaplar (2. cilt) Türk Edebiyatı içinde uzun bir geziye çıkarıyor okuyucuyu. Özellikle genç beyinlerin hangi yazarı daha çok sevecekleri, hangilerinden hoşlanmayabilecekleri anlamında bir rehber niteliğinde. Kitabın içindeki 58 yazarın edebi duruşu hakkında  ufakta olsa bir bilgi sahibi oluyorsunuz. Ayrıca her yazardan önce yazarla ilgili de kısa bir bilgi veriliyor. Bu kitaba bakınca benim için en çok Sait Faik'le özdeşleşmiş ama dediğim gibi içeriğinde pek çok farklı yazar barındırıyor. İlk gençliktekiler için okunması zorunlu olmalı, diğerlerimiz için de şiddetle tavsiye edilmeli bence.

Şimdilerde Everest Yayınları basıyormuş. Aynı oranda özenli olduğunu düşünüyorum kitapların.

25 Şubat 2012 Cumartesi

Kitap Günü #5 İçinde Yaşamak İstediğim Kitap

Merhaba;

Geldik kitaplarla ilgili oyunumuzun 5. gününe. Bugün cevaplamam gereken soru içinde yaşamak istediğim kitap. Bunu hemen tek seferde söyleyebilirim ki Küçük Kadınlar. Küçük KAdınlar bir şekilde dedemlerin bodrumundan çıkıp bizim evimize gelmiş bir kitap. Bendeki baskısı 1976. Annem ve teyzemin ve hatta belki de dayımın elinden geçip bize ulaştığını tahmin ediyorum. Şimdi açıp baktım da ben içine Sezen YILDIRIM 1990 yazmışım, kardeşim de 2009. Burdan kardeşime de sesleniyorum. Küçük Kadınlar kitabını sana kaptırmam:) Esasında düşününce ben bu kitabı 1990da okumuş olamam. O zaman daha 6 yaşındaydım. Ama heralde 6 yaşında göz koymuşum ve ilk fırsatta okumuşum kitabı. Hatırladığım kadarıyla annem  okumama izin vermemişti, ki demek ki çok küçükmüşüm. Ben de haftasonları onlardan hayli erken kalkıp (o dönemde çizgi film izlemek için saat 6da falan kalkardık biliyorsunuz) okumaya gizli gizli başlamıştım. Oysa kitap öylesine sarmıştı ki beni hani haftasonunu falan bekleyecek durumum kalmamıştı okumak için. Annemin karşısına geçip ben bu kitabı okuyorum sen bana karışma demiştim. Kitabı okuduğum dönemde henüz kardeşim yoktu, ben tek çocuktum. March ailesinin 4 kız çocuklu hayatı öylesine hoşuma gitmişti ki. Ben tabi ki en çok Jo'yu seviyordum. Zaten Jo'da yazar Louisa May Alcott'un kendisiymiş. Komşuları Louire ile takılıyorlar, çatı katlarında bir dergi yayınlıyorlardı. Ama hem maddi sıkıntı içindelerdi, hem de babaları savaştaydı ve ondan haber alınamıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Kitapta anlatılan hikaye öyle sıcak ve öyle içtendi ki, ben de şöminenin başına geçip onlarla oturmak istiyordum, ben de çatı arasında oyunlarına katılmak istiyordum. Kesinlikle benim içinde yaşamak istediğim kitap Küçük Kadınlar'dı. 

Daha sonra 1994 senesinde bir filmi de çekildi kitabın. Hİç kötü değildi esasında ama kızkardeşlerden birisi öldü (Sanırım Beth'ti). Bu da beni acaip bir hüzne boğdu. anladığım kadarıyla gerçekten de böyle bir olay yaşanmış. Kitapların devamını da yazmış yazar. Ben devamlarını okumadım. O aile benim gözümde her zaman şöminenin başında mutlu mesut oturdu ve Jo'nun hikayeleri ile Beth'in piyanosunu dinlediler.

24 Şubat 2012 Cuma

Kitap günü #3 ve #4

Bir günü kaçırdım resmen. Eve gidince yazmak istemiştim dün zira okulda başımı kaşıyacak zamanım olmamıştı. Ama eve gidince de uyuya kaldım yemekten ve yürüyüşten sonra. Uyandığımda saat 2ydi. Artık o saatten sonra dünle bugün arasında çok fark yok heralde. O zaman bugün iki soru cevaplayayım da açığı kapatayım:

#3: Yüksek sesle güldüren kitap deyince aklıma öncelikle Yücel Sarpdere'nin Vatandaş Abuzer kitabı geldi. Yıllar oldu okuyalı, detaylarını pek hatırlamıyorum ne yazık ki ama bir yandan mizah, bir yandan da bir Türkiye gerçeği ile baş başa kalacağımız bir kitaptı. Bir de Muzaffer İzgü'nün Azrail Nasıl Rüşvet Yedi kitabındaki aynı isimli hikayeye çok gülmüştüm söylemeden geçmeyeyim:)


#4 Ağlatan kitap: Şimdi bu soruda çok zorlandım. Hatta 4 gündür en çok bu soru üzerine düşündüm ama anladım ki beni ağlatan bir kitap gerçekten de yok. Beni ağlatmayı görsel şeyler daha kolay başaryorlar. Filmlerde mesela hüngür hüngür ağlarım. Gelin sorun size bir sürü film sayayım ağladığım. Ama kitaplar böyle bir iz bırakmıyor üzerimde. Ama illa ki çok hüzünlendiğim bir kitabı yazmam gerekirse Buket Uzuner'in Kumral Ada Mavi Tuna kitabında Aras'ın ölümü hiç aklımdan çıkmaz. Kayalık bir yerde ölmüştü ve bir pat sesi duyulmuştu. Ben de kitabı okurken çok mu dalmışım o anda, karakterin ölebileceğini düşünmemiş miyim bilmiyorum ama evde pat diye bir sesin çıktığına yemin edebilirim. Aras'ın ölümü ile de bir yumru gelip oturmuştu boğazıma. 

Evet geçtiğimiz iki gün böyleydi. Bakalım yarın neler var.

Bu arada bugün CUMA:)))))

İyi tatiller.

22 Şubat 2012 Çarşamba

Kitap Günü #2 En Sevmediğim Kitap

Buradaki least favorite kelimesinin en sevmediğin kitap olduğunu düşünüyorum. Yoksa sevdiklerim içinde en az sevdiğim mi? Her neyse. En sevmediğim kitap deyince aklıma çok yakın geçmişten bir kitap geldi. Esasında uzun zaman önce okuduğum kitapları sevmediysem zaten siliveriyorum aklımdan. O yüzden de yakın geçmişten, kitap klübümüz için okuduğumuz Le Clezio'nun Göçmen Yıldız isimli kitabı geliverdi aklıma. İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa-İtalya sınırında yaşayan Yahudi bir kızı ve iç savaş zamanında Filistin toplama kamplarında yaşayan Filistin'li bir kızı anlatan kitap öylesine bayık, öylesine insana pek birşey katmayan, öylesine boş bir kitaptı ki gerçekten de bu kitabı okumakla geçen zamana üzülüyorum. Kızların bir şekilde birbirlerine bağlanacakları umudu ile okudum ama sadece bir kere karşılaştılar. Ortada cevaplanmamış sorular kaldı. Bütün Fransa-İtalya sınırının doğal güzelliklerini öğrendik ama arada çünkü kızlarımızdan biri detaylıca anlattı herşeyi. Detaylıca derken sayfalarca. Eğer ki pastorel güzellemeler okmayı sevmiyorsanız bu kitaba yanaşmayın bile. Benim içim bayıldı resmen. Yazar Nobel ödüllüymüş. Kitapla ilgili birkaç yüksek lisans ve doktora tezi vardı ama bana inanın hiç birşey katmadı. İçimi kemirdi kitap. Bu kitap bitene kadar 3 ayrı kitap okudum desem anlarsınız yarattığı sıkıntıyı sanırım. 

Yarın görüşmek üzere. 

21 Şubat 2012 Salı

Kitap günü #1 En Sevdiğim Kitap

En sevdiğim kitap fikri benim için hayli çetrefilli oldu. Pek çok kitabı çok çok sevebiliyorum zaman zaman. Ama bu listeyi ilk okuduğumdan beri en sevdiğim kitaplar hep çocukluk kitaplarımdan geldi aklıma. Hangisiydi hangisiydi diye seçmeye çalıştım ve bugün kütüphanenin önünde elimde bir kaç kitapla kaldım. Seçim yapmaya çalıştım. Ve Robenson Amca kazandı. Robenson Amca Jules Verne'in kitabı. İlk gençliğim döneminde okumuştum. Çocukluk döneminde okunan Jules Verne kitaplarından farklıydı, uzundu, detaylıydı. Bilmiyorum size Jules Verne çılgınlığımdan hiç bahsettim mi ama, hem çocukluğumda okudum, hem de büyüyünce yeniden basımlarını okudum. Heralde mühendislik temellerini bile Jules Verne ekmiş olabilir içime. Robenson Amca kitabında ıssız bir adaya düşen bir ailenin hikayesini anlatılıyor. Bu aile bir gemide yolculuk yaparlarken gemide isyan çıkıyor, kaptanı esir alıyorlar. Mürettebat aileyi bir filikaya bindirip denizin ortasında bırakıyor. Ama aileden kastım sadece anne ve çocuklar. Babayı bırakmıyorlar. Bu duruma çok üzülen mürettabattan birisi de denize atlıyor. Bu aile ile beraber ıssız bir adaya çıkıyorlar ve hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Ada tabi ki insanların yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli herşeyi onlara sunabilen bir ada. Su, az hayvanı, deniz ürünleri, meyve sebze konularında hiç sorun yaşamıyorlar. Tek dertleri babaları. Mürettabatın da adını Robenson Amca koyuyolar.Ve bizlere de keyifli bir okuma yapmak kalıyor. 

Bu kitabı sanırım en çok ıssız adaya yalnız düşmedikleri için sevdim. Robenson Crusoe hikayesindeki yalnızlığın yerini burda komün hali aldığı için esasında ıssız ada fikrinin bile çok korkunç olmayabileceğini düşünüyorsunuz. Çocukluk hayallerini besleyen, insanı mutlu eden kitaplardandı. Hatta sanırım 3 kere okudum. Bir de Jules Verne'in çok bilinmeyen kitaplarından birisi. Okumadıysanız mutlaka tavsiye ederim.

20 Şubat 2012 Pazartesi

Meydan Okuma

Merhaba;
Tabii gene bir durgunluk dönemindeyim galiba. Neyse bakın süper bir dönüş yapmaya karar verdim. Lacivertojelikız'ı takip ediyor musunuz bilmiyorum. Ben takip ediyorum, hayli keyifli yazılar yazıyor. Çokça alışveriş yapıyor. Parça parça aldığı kıyafetleri de beğeniyorum. Bir araya getirme noktasında da çok başarılı ama benim tarzım olmuyor üst üste giydiği zaman. Bunda yaşın da etkisi vardır tabii. Laci üniversite sıralarında, ben oraları geçeli çok oldu (Allahım ben ne kadar yaşlıyım) Geçenlerde yeni bir challenge'a başlamış. Esasında hayli komik. Her gün yazıyor da. Ben de mi yapsam dedim ama fotoğraftan da görebileceğiniz gibi bazı sorular benim uzmanlıklarımın çok dışında. Favori tasarımcılar, modeller, sezonun hit parçaları falan. Ohooo. Ama bir kısmını ben de cevaplayacağım bir ara. Neyse. 
Bunu okurken ya ben de istiyorum böyle bişi dedim. Hemen uzmanlıklarımdan birine dalayım bari diye ufak bir araştırma yaptım kitaplarla ilgili bir challenge buldum. Sorular aşağıda. Bakalım gün gün neler çıkacak. Kemerlerinizi bağlayın. Yarın başlıyoruz. İlginizi çekerse siz de yapın, bana da haber verin. Bir de facebook sayfaları var bu arada: https://www.facebook.com/pages/30-Day-Book-Challenge/169721273067413?sk=info İngilizce yazmadığım için buraya yollamayacağım yazılarımı
Day 1: Favorite book
Day 2: Least favorite book
Day 3: Book that makes you laugh out loud
Day 4: Book that makes you cry
Day 5: Book you wish you could live in
Day 6: Favorite young adult book
Day 7: Book that you can quote/recite
Day 8: Book that scares you
Day 9: Book that makes you sick
Day 10: Book that changed your life
Day 11: Book from your favorite author
Day 12: Book that is most like your life
Day 13: Book whose main character is most like you
Day 14: Book whose main character you want to marry
Day 15: First “chapter book” you can remember reading as a child
Day 16: Longest book you’ve read
Day 17: Shortest book you’ve read
Day 18: Book you’re most embarrassed to say you like
Day 19: Book that turned you on
Day 20: Book you’ve read the most number of times
Day 21: Favorite picture book from childhood
Day 22: Book you plan to read next
Day 23: Book you tell people you’ve read, but haven’t (or haven’t actually finished)
Day 24: Book that contains your favorite scene
Day 25: Favorite book you read in school
Day 26: Favorite nonfiction book
Day 27: Favorite fiction book
Day 28: Last book you read
Day 29: Book you’re currently reading
Day 30: Favorite coffee table book 

7 Şubat 2012 Salı

Cüzdanımdaki Kartlar

Cüzdanım çok ağırlaştığı için (hayır para ile değil çöple dolu ne yazık ki, fişler, slipler, üzerine not aldığım anlamsız kağıtlar falan) bir temizlik yapayım dedim ve cüzdanımdaki en saçma yükün alışveriş kartları olduğunu buldum. Bakın benimkinden neler çıktı:

1) Boyner Anahtar: Yanlış bilmiyorsan sadece peşin ödemede avantajı var. Boyner'den aldığım şeyler genelde pahalı olduğu için (mutfak malzemeleri, kotlar, spor ayakkabılar falan) hep taksit yaptırıyorum. Hiç işe yaramıyor. Çöp.
2) Park Bravo Group: İki kere Nine West'te kullandım o kadar. Park Bravo kıyafetleri hayli kalitesiz bulduğum için sezondan almıyorum, sadece indirimden alıyorum (tarzı güzel ne yapayım). İndirim zamanı kartın bir manası yok. Çöp.
3) Yves Rocher: Bunu yeni edindim. Şampuanından memnun muyum değil miyim bilmiyorum ama parabensiz ve silikonsuz ürünmüş, kullanılabilir. 
4) Accessorize: Bunu da geçenelrde elime tutuşturdular. Accesorize'da sadece indirim zamanı alışveriş yaptığım bir yer. İşe yarıyor mu bilmiyorum. Geçelim.
5) Bra Club La Senza: 9 sütyen alana 10. bedava. Şaka mısınız çözemedim:)
6) Caffe Nero: Bir değil iki değil tam üç kart var. Ama bunları kullanıyorum. Hatta şu anda bedava akhvem varmış gidip içeyim akşam.
7) Miles & Smiles: Bu lüzumlu:) Yalnız evlendikten sonra soyadı sıkıntısı yarattı. Her uçuştan sonra yeni kimliğinin fotokopisini faks çekmen gerekiyor ki millerini işlesinler. Kartı değiştirmezler mi acaba yeni soyadımla? Zaten bu evlilik kurumundaki soyadı kadına bela resmen. Online yaşadığımız şu hayatta hala babalarımızın soyadının peşine kocalarımızın soyadının zoraki eklenmesi? Cahillik!!!!
8) Money Club: En çok Migrostan alış veriş yapıyorum. Evet indirimi de var ama bu kart deaktif oldu ve düzeltemiyorlar galiba. Yenisi mi alınmalı?
9) D&R: Bunu da ahyli sık kullanıyorum ama hiç puan birikmiyor. Onca alışverişe 3 lira falan var içinde. 3 lirayı ben size vereyim de kalabalık yapmayın cüzdanda:)
10) Mavi Kartuş: Kartuş indirim zamanı puan toplamıyor galiba. Artık Mavi'den pek alışveriş yapmıyorum. Aşırı pahalı. İndirimde de 5 lira falan iniyor, şaka gibi. Sadece kotlarını alıyorum. Onlarda indirimde fena olmuyor. Mavi'nin tarzına bayılıyorum bu arada. Ama çoooook pahalısın Mavi. Fiyat-kalite performansın düşük. Eskiden Kartuş'ta çok puan biriktiriyordum. Şimdi pek yok. Oradaki puanlarımla kazak almıştım ya:)
11) Sevil: Sevil kartta da fena puan birikmiyor. Ama ben Sevil'e de şu strawberry oalyından beri uyuzum. Almıyorum ordan artık. Makyaj malzemelerimi zaten hep M.A.C'ten alıyorum. Parfüm, pudra free shoptan. Cilt bakım ürünleri eczaneden. 

Bu kartlar ortak bir yere bağlansa, tek bir kart olsa ne güzel olur:)

Siz de neler var?