21 Nisan 2011 Perşembe

Bisiklet

Şu hava bir açsa da bisiklet kullansak rahvan rahat:(

Bisiklet üzerindeki görüntüm şöyle olsun istemiştim;


Oysa ki böyle oldu:)) Nasıl bu noktaya geldim ben de anlamadım:)


Henüz şortla sürmüyorum, zaten de bu sakarlıkla sürmesem daha iyi değil mi:) Dizim hala iyileşmedi:) 

14 Nisan 2011 Perşembe

Enerji Haftası ve bu hafta neler oldu?

Merhaba;

Esasında belki de bahsetmekten çok geç kaldığım bir etkinliği paylaşmak istiyorum öncelikle. 2005 yılında Avrupa Birliği tarafından başlatılan EU Sustainable Energy Week/ Avrupa Birliği Sürdürülebilir Enerji Haftası'nın bir ayağı da Santral İstanbul'da düzenleniyor. ITU Alternatif Enerji Klübü (ITU-ALEK)'nün çok büyük destek verdiği, iki ayrı standı ile öğrencilere bir taraftan enerji, alternatif enerji kaynakları gibi kavramları öğrettiği, bir taraftan da yaşı daha büyük olan öğrencileri elektrik mühendisliğine yönlerdirmeye çalıştıkları bu etkinlik pazara kadar görülebilir. Özellikle ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklarınız varsa haftasonu tutup ellerinden gitmenizde fayda var bence. Detaylı bilgi için sizi etkinliğin internet sayfasına alalım.
(NOT: Şu anda aldığım bir bilgiye göre randevularda bir sıkıntı yaşanıyormuş. Eğer gidecekseniz önceden etkinliğin devam edip etmediğini teyit edin)

Bu hafta bolca yoga yaptım, hayır henüz 3. gözüm açılmadı. Yoga yaptığım günlerde çok daha iyi çalıştığımı, daha iyi bir performansla okuduklarımı algıladığımı görüyorum. Yeni duruşlar deniyorum, duramıyorum:P Ayakta yapılan denge duruşlarını çok seviyorum. Ağaç duruşu, kartal duruşu gibi duruşları çok seviyorum. Bakalım. Sakin sakin devam ediyorum. 

Bu hafta biraz da mutfakta geçiyor. Uğur'a alışveriş listesi verip 10 tane kabak istedim. Ama kabaklar düşündüğüm gibi küçük değilmiş, kocamanmış 5 tanesinden dolma yaptım. İçlerinden ve bir kabaktan da tarifine şuradan ulaşabileceğiniz mücver benzeri bir yemek. Hala 4 kabak daha var. Bu hafta gözümüzden kabak çıkacak orası kesin. Bir de dün burada okuduğum tarif nedense aklımdan çıkmadı. Sanırım çok sağlıklı görünmesinin de etkisi var bunda. Bu akşam bunu da pişirdim. Şekeri biraz daha azaltmak lazım bence. İçindeki kuru meyveler nedeniyle zaten yeteri kadar tatlı. Ben neredeyse yarım bardak koydum şekeri ama daha da azaltılabilir sanki. Belki de koyu bir kahveye iyi gelebilir tabii. Ama ben çayla tüketiyorum. Sabah kahvaltısını çok hızlı yapmam gereken günlerde iyi bir alternatif olabilir diye düşünüyorum.  Bir de ben azıcık ayçiçek yağı koydum. Ne bileyim bana çok kuru geldi tarif:) Cafe Fernando'daki biscotti tariflerinde de tereyağı vardı. Ben de biraz ayçiçek yağı koymakta sakınca görmedim. Bilmiyorum. Ben sevdim:)

Belki arada blogumu okuyan öğrenci arkadaşlarım varsa buradan onlara bir mesaj yollamak istiyorum. Hayır vize notlarınızı maille yollamayacağım. İkide bir mail atıp durmayın. Ya derse gelin, ya da okula geldiğiniz bir gün odama uğrayın. Zaten notları kapıma astım. Bir de derse gelmeyip sınavdan önceki hafta uygulamalardan dersi anlamaya çalışırsanız anlayamazsınız. Ya çalışıp gelin, ya hiç gelmeyin. Geldiyseniz de ama bunu niye yaptık ki amacı ne demeyin. Not alın sadece. Sonra çalışın, anlamadığınızı gelip sorun. 

Şimdilik durum bu merkezde. Dizlerim hala acıyor bu arada. Bisiklete de binemiyoruz hava çok fena. Yaz gelsin artık. Çok sıkıldım ben. 


12 Nisan 2011 Salı

Başlıksız

Okuduğum bir kitaptan değil, yoga ile ilgili bir ders tanımından sadece. Ama çok beğendim. Esasen benim son zamanlarda içinde olduğum ruh haline de çok güzel uyuyor.


"Planladığımız hayata tutunmayı bırakmalıyız ki bizi bekleyen hayatı kabullenebilelim.”


Joseph Campbel

10 Nisan 2011 Pazar

Bisiklet

Merhaba;

Bir süredir yazmıyorum ama biraz yoğun olduğum için hiçbir şey yazamadım. Yazmaya zamanım olmadığından değil ama yazacak enteresan birşey olmadığından:)

Havaların ısınmasıyla Uğur'la artık bisiklet mi alsak dedik. Trek, Scott, Giant giibi pek çok markayı inceledik. Bu bisiklet denilen alette, azıcık kaliteli birşey almak isterseniz ödeyeceğiniz fiyat logaritmik olarak artıyor resmen. Kara kara ne yapsak diye düşünüyorduk. Sonunda Yurda'nın bisiklet tutkunu eniştesine sorduk, o da bize ayırabildiğimiz parayla Trek ve Scott'ın daha üstünde Carraro marka birer bisiklet aldık. Ki benimkini Uğur dün bana doğum günü hediyesi olarak almış. Ay sonunda doğum günüm varda:) Tabii sabahı zor ettik ama şimdi önce sabah saatlerine bir zoom yapmak istiyorum. 


Annemle kardeşim iki günlüğüne İstanbul'a geldi. Sabah kahvaltıya dayıma gittik. Uğur önce duş almak istedi. Ben de fırsat bu fırsat dedim. Yoga derslerine gitmeyi bıraktığımdan beri, ki stüdyoya 8 ders gidebildim, evde yoga uygulamalarım kesintiye uğramıştı. Sabah kalkınca önce 40 dakika kadar süren bir seri yaptım. Tabii kaslar kendini hemen salmış, bir hayli zorlandım. Üstelik evde Uğur olunca yoga yapmak enteresanmış. Arada laf atıyor, gelip fotoğrafımı çekiyor falan.Böyle olunca zihinsel olarak tam bir boşalma, kendini izleme yaşayamadım. Ama zaten çok iyi konsantre olamamıştım çünkğ nefeslerde de biraz zorlandım. Ama bir yandan da yoga eğitmeninin dediği birşeyi çok net gözlemledim. Nefesi de kendi akışına bırakmak gerekiyor, çok üstünde düşünmeye gerek yok. Su yolunu buluyor sanırım bir şekilde. Şu anda değil ama ilerde yogaya iraz daha ciddi eğilmek istiyorum. Böyle derslere katılarak değil ama eğitmen eğitimlerine girerek. Böylece bütünü daha rahat görebilirim gibi geliyor bana. 

Kahvaltıdan sonra annemleri Bostancı'ya bıraktık. Ordan da Küçükyalı'ya. Uğur için bisiklet almaya.  Bisikleti almaya gittiğimizde çılgın bir sağanak başladı. Resmen birkaç dakikada sıçana döndük. Tabii eve gelip bisiklete binmek için tekrar çıkma hayallerimiz de suya düştü. Neyse bisikleti yukarı çıkardık, yağmur bitti, güneş çıktı. Uğurla çıksak mı diye huysuzlanmaya başladık. Neyse çıktık, sahile indik. Ben en son pinokyo bisiklete binmiştim, koskoca bir dağ bisikleti beni çok zorladı tabii. Ama gene de alıştım. Güzel güzel Bostancı'ya kadar gittik. Arada sulara giriyorum, köpeklere tedirginlikle bakıyorum. Değmeyin keyfime yani. Yalnız hiç vitesli bisiklet kullanmamış birisi için vites biraz karmaşık bence. İşaret parmağım mı vitesi büyültüyordu yoksa baş parmağım mı diye sürekli karıştırdım. İşte bu karmaşa da zaten başıma gelecekleri tetikledi. Ben biraz hızlandım, ardımda da Uğur hızlandı, sonra ben dedim ki ben daha da hızlanırım. Yol bomboştu esasında. Çok rahattı yani. Bir yandan da vitesleri falan anlamaya çalışıyorum. Vay diyorum çok hızlı gidiyorum falan. Sonra bir anda karşıma insanlar çıktı, bir viraj çıktı, bir de virajın çıkışında tam karşımda bir bisikletli. Viraja girerken yalpalamaya başladım. Nedense hala frene basmayı değil, vitesleri değiştirmeyi düşünüyorum Sonra bir çığlık attım, ayaklarım nasıl bisikletten ayrıldı, ben asfalt zemine nasıl çakıldım bunları hatırlamıyorum. Komik olan gözlüklerimin hala gözümde olmasıydı. Bir kaç kişi koştu hemen yanıma. Uğur da sesini duyunca arkamı bir döndüm havada uçuyordun dedi. Neyse ki bu kazayı çok çok hafif atlattım. Olan tek taytıma oldu, dizi yırtıldı. Dizim de baya berelendi. Çocukluğumuzun oksijenli su tentürdiyot ikilisi benim için geri döndü. Ama bunun haricinde önemli bir şey yaşamadım. Yıllardır istediğim şeydi bisiklet kullanmak. Sonunda başladık. Artık bisikletimizi arabanın arkasına bağlayarak tatile bile gideriz biz:) Yurda'da askerden gelsin, daha heyecanlı olarak devam ederiz. 

Yeni hafta yoğun ama mıralim yüksek:) Belki daha iyi geçiririm. Bu haftaki ödevlerim daha çok bisiklet, daha çok flüt, daha çok yoga. Yeterlik için çalışacağım dersleri saymıyorum. Onlar vazife:p

Herkese iyi haftalar

7 Nisan 2011 Perşembe

Yüksek Sadakat

özlemişim, iyi geldi