Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İran Kadın Hareketi

Ne kadar sesleri çıkıyor bilemiyorum, ama kadın haeketlerine destek vermek lazım bence. Birde bildirilerini Türkçe'de hazırladıklarına göre, bizlere de ulaşmaya çalışıyorlar demek ki. Esasında kadın sorununun en büyük olduğu ülkelerden biriyiz heralde. Biliyor musunuz 2010'un ilk üç ayında 55 kadın öldürüldü Türkiye'de töre, namus sebebiyle.
İran'lı kadınların hareketi de keşke sonuç verse, ama neredeyse imkansız gibi. Biz de töre cinayetleri nasıl engellenemiyorsa, İran gibi şeriatın kemikleştiği bir ülkede de bu kadınların istediklerini elde etmeleri çok zor. Gene de seslerini duyurmalarına yardım etmek lazım.

http://www.iran-women-solidarity.net/spip.php?article471

Powerturk

mustafa ceceli-dön
yusuf güney- git yüreğim buralardan
demir demirkan- aşktan öte.
ah powerturk sokmayacaktın o şarkıyı araya, bünye zevkten dört köşe olacaktı.


Günaydın ve...

Sabah kalktım, hava sanki kapalıydı. Gene de artık sıkıldım ben ince giyineceğim dedim. Evden çıkınca ne kadar doğru bir karar verdiğimi de anladım. Ne kadar güzel, ne üşüten, ne de pişiren bir hava var dışarda. Tam bahar. Güneş yüzüme vurdukça mutlu oldum. Kulaklıklarımdan Ezginin Günlüğü'nün yeni müzikleri geliyordu. Bu da mutluluğu arttıran bir olaydı. Günaydınnnn yazmak geldi size içimden.

Ve sonra fakültenin kapısına geldim. İçim sıkılmaya başladı. Odama girince iyice bir bunaldım. Ödevler, sınavlar... Sanırım buraya katlanamadığım dönemlerdeyim gene. Bir süredir geçmişti, mutluydum. Ama yaklaşık birkaç aydır sürüklenerek geliyorum fakülteye. 2002den beri neredeyse hergün geliyorum. Bıktım, bezdim. Ders, ödev, sınav, daha çok ödev, daha çok ders. Asla öğrenmek istemediğim şeylerle uğraşmak. Öğrenmek istemediğim için yapamamak. düşük not alıp üzülmek.... Bir yandan öğrencilerle uğraşmak... Kopya çekmesene demek. Sınav kağıtlarını saymak. Proje kontrol etmek, arada derse girmek.…

Pinhani'ye dair

Mezun olacağım seneydi, 2006'ya tekabul ediyor. Tam da yaz ayları. Müzik zevkine çok çok güvendiğim bir arkadaşım var. Anıl. Bana bir gün dedi ki "Sezen çok acaip bir grup buldum, al sen de dinle" Bana Pinhani diye bir grubun albümünü verdi. Bir kere dinledim albümü baştan sona. Dedim ki "Bu ne ya mıyır mıyır şarkı söyleyen bir oğlan çocuğu." Aradan biraz zaman geçti. Anıl sevdiyse vardır bir alameti farikası dedim ve tekrar dinledim. İşte o günden beri deara vermeden dinlediğim bir grup haline dönüştüler. Sonra Kavak Yelleri'nin müziklerini yapmaya başladılar. Daha geniş kitleler tanıdı onları. Ve tabi ki ergenler. İkinci albümlerindeki soundları çok farklıydı, ama şarkılar genelde diziden bilindikleri için sanki albümü dinlemişim hissiyatı oluşturmuştu. Gene de çok güzeldi.
Şimdi bizde Kavak Yelleri izlenmezdi. Geçen sene ben can sıkıntısından takip etmeye başlamıştım, ama o kadar sıkıldım ki, o acayip sezon finalini bile izlemedim. Sonra ne olduysa oldu…

Oh olsun!!!!

Bizlerin paralarıyla Araplar'a yayın yapmaya kalktılar. Ne gerek varsa. Oh olsun. İyi olmuş.

TRT'yi artık açmıyoruz bile çoğumuz heralde. Alakasız zamanlarda bile Hac belgeselleri yayınlıyorlar. Dünyadaki ulusal kanalları düşünüyorum, BBC, CNN, RTL, TV5 gibi. Bir de TRT'ye bakıyorum. Rezalet.


http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=991730&Date=16.04.2010&CategoryID=96

Kumaş-Gelinlik-Gelinlikçi

Şimdi efendim biliyorsunuzdur belki, ben yakında evleneceğim. O yüzden de pek tabi ki bir gelinliğe ihtiyacım var. Taa Ocak ayıydı, annem İstanbul'a gelmişti. Ben de fırsat bu fırsat deyip Pronovias, Vakko, Beyaz Butik ve Weddies'den randevular almış, çeşitli gelinlikleri giyip çıkarmıştım. Hiçbir şey tam olarak içime sinmemişti. Gelinlikle ilgili genel sorunum kuyruklar, uzun duvaklar, danteller ve işlemeler. Yani esasında genele baktığımızda bu elbiseyle biraz sorunum olduğu aşikar. Neyse sonuç olarak birşeyler bulunmalı illaki. Sonra bir gün aradığım gelinliği buldum. Bulunca da bu çılgın arayış sona ermiş oldu. Ama sadece teoride. Çünkü gelinlik özel tasarımdı. Gidip bir yerden alamıyordum. Bunu da bir şekilde aştık, Uğur'un annesi ve teyzesi dikeceklerini söylediler. Geriye sadece tülü bulmak kaldı. Gelinliğin kumaşı değişik bir organzeden. Bu tür kumaşlar Eminönü ve Nişantaşı'nda satılıyormuş, öncelikle Eminönü'ne gittik. Ve sonuç olarak anladık ki bu kumaş …

Einstein

Bir arkadaşımın iletisinde okudum ve çok beğendim. Tam tüketim karşıtı ve doğayla uyum içinde yaşamak siteyenlere uyan bir söz değil mi?

Basarili bir insan olmaya calismayin; degerli bir insan olmaya calisin. Basarili insan, hayattan verdiginden fazlasini alir. Degerli insan ise, hayattan aldigindan fazlasini verir.Albert Einstein